Avrupa Parlamentosu’nda (AP) muhafazakâr ve reformist çizgideki Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubu, üye sayısını artırmak için yoğun bir diplomatik temas trafiği yürütüyor. Bu kapsamda bir Çek milletvekilinin ECR saflarına katılmaya hazırlandığı belirtiliyor. Gelişme, merkez sağdaki ECR’nin, liberal Renew Europe grubunun önünde kalma hedefini güçlendiriyor.
ECR ve Renew arasındaki üye rekabeti
2019 yılındaki AP seçimlerinin ardından ECR, 64 sandalye ile Renew Europe’un (68 sandalye) gerisinde kalmıştı. Ancak son dönemdeki katılımlarla ECR, Renew’un önüne geçmiş durumda. Her iki grup da yeni üyeler kazanarak AP’deki ağırlığını artırmak istiyor. ECR’nin hedefi, Avrupa Halk Partisi (EPP) ve Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) grubundan sonra üçüncü büyük grup olmaktır.
Çek milletvekilinin hangi siyasi partiden olduğu ve ismi henüz resmi olarak açıklanmasa da, ECR’nin Doğu Avrupa’daki muhafazakâr ve sağ popülist partilere yönelik ilgisi biliniyor. Çekya’da iktidardaki ANO hareketi ve muhalefetteki ODS partisinin ECR ile bağlantıları bulunuyor.
Avrupa siyasetinde yeni denklem
ECR’nin genişlemesi, Avrupa Birliği’nin (AB) yasama süreçlerinde muhafazakâr sesleri güçlendirebilir. ECR, AB’nin daha az merkeziyetçi olmasını, ulusal egemenliklerin korunmasını ve göç politikasında sıkı tedbirler alınmasını savunuyor. Renew ise liberal demokrasi, serbest piyasa ve AB entegrasyonunun derinleştirilmesi yanlısı bir çizgide.
Bu rekabet, özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve göç gibi kritik konularda AP’deki oy dengelerini etkileyebilir. ECR’nin büyümesi, Fransa’daki Ulusal Birlik ve İtalya’daki Lig gibi aşırı sağ partileri de cesaretlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, AP’de muhafazakâr grupların güçlenmesi Türkiye-AB ilişkilerinde dolaylı etkiler yaratabilir. ECR, AB’nin genişleme politikasına genel olarak temkinli yaklaşmakta ve katılım müzakerelerinde ilerleme kaydedilmesi için daha fazla reform talep etmektedir. Türkiye’nin üyelik perspektifi zaten uzun süredir durağan seyrederken, ECR’nin büyümesi bu süreci daha da karmaşık hale getirebilir. Ancak ECR içinde Türkiye’ye yakın duran ve pragmatik ilişkilerden yana olan isimler de bulunmaktadır. Dolayısıyla net bir olumlu veya olumsuz etkiden söz etmek güçtür; bununla birlikte, Türkiye’nin AB ile diyaloğunda muhafazakâr grupların pozisyonlarını yakından takip etmesi faydalı olacaktır.