California eyaletinin üst düzey yöneticileri, Trump yönetiminin yabancı uyrukluların oy kullandığı iddialarını bastırma çabalarına sert tepki gösterdi. Seçimden sorumlu yetkililer, 20 bin seçmenin vatandaşlık durumunun "hızla" doğrulanması yönündeki talimatın, yasal seçmenlerin haklarını kaybetmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Tartışma, ara seçimlere iki haftadan kısa bir süre kala federal hükümet ile eyalet yönetimi arasındaki gerilimi artırıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, seçimlerde yabancı uyrukluların oy kullandığına dair kanıtlanmamış iddiaları gündeme getirerek, California'daki seçim kurullarına belirli seçmenlerin vatandaşlık bilgilerini hızla teyit etme çağrısında bulundu. Eyalet yetkilileri, bu talebin yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve seçim sürecine müdahale niteliği taşıdığını belirtiyor. California Dışişleri Bakanı ofisi, federal talebin seçmen kayıtlarının güvenilirliğini sarsmayı amaçladığını savunuyor.
Seçim görevlileri, 20 bin kişinin vatandaşlığının kısa sürede doğrulanmasının pratikte imkânsız olduğunu, zira federal veri tabanlarına erişimin sınırlı ve süreçlerin bürokratik olduğunu ifade ediyor. Ayrıca, bu tür bir doğrulama sırasında hata yapılması halinde, gerçek vatandaşların oy kullanma hakkının elinden alınabileceği vurgulanıyor. Eyalet, federal hükümete konuya ilişkin yazılı bir yanıt göndererek talebin geri çekilmesini istedi.
Tartışma, ABD'de uzun süredir devam eden seçmen dolandırıcılığı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Trump, 2016 ve 2020 seçimlerinde yabancı uyruklu seçmenlerin oy kullandığını iddia etmiş ancak bu iddialar mahkemelerde kanıtlanamamıştı. California gibi Demokrat eğilimli eyaletler, federal müdahalelere karşı seçim bağımsızlığını koruma vurgusu yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
California, ABD'nin en kalabalık eyaleti olarak yaklaşık 22 milyon kayıtlı seçmene ev sahipliği yapıyor. Federal hükümetin bu tür bir talebi, diğer eyaletlere de benzer uygulamalar için emsal oluşturabilir. Uzmanlar, seçim güvenliği konusundaki gerilimin, ABD'nin demokratik süreçlerine uluslararası alanda duyulan güveni zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle otoriter rejimler, bu tür tartışmaları kendi propagandaları için malzeme olarak kullanabilir.
Küresel ölçekte, seçimlere yönelik federal müdahaleler, demokrasi standartları açısından endişe yaratıyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi kuruluşlar, seçim gözlem raporlarında bu tür gerilimlerin seçim meşruiyetini gölgeleyebileceğine dikkat çekiyor. ABD'nin iç siyasi kutuplaşması, uluslararası ittifaklarda da yansımalar yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki seçim tartışmaları, Türkiye'nin doğrudan gündeminde olmasa da, küresel demokrasi algısı ve ABD'nin iç istikrarı açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde seçim dönemlerinde yaşanan belirsizliklerden olumsuz etkilenebilir; zira Washington'ın iç meselelerine odaklanması, ikili ekonomik ve savunma işbirliklerini yavaşlatabilir. Ayrıca, ABD'de seçmen haklarına yönelik tartışmalar, Türkiye'nin Batı'daki demokrasi standartlarına ilişkin söylemlerinde referans olarak kullanılabilir. Ankara, bu tür gelişmeleri yakından izleyerek, olası bir yönetim değişikliğinde ikili ilişkilerin yönünü yeniden değerlendirebilir.