ABD, Meksika ve Kanada, 2020 yılında yürürlüğe giren ABD-Meksika-Kanada Anlaşması'nı (USMCA) gözden geçirmeye başlarken, eski diplomatlar ve ticaret müzakerecileri anlaşmanın geleceğinin gümrük tarifelerinin çok ötesinde jeopolitik sonuçlar doğuracağını belirtiyor. Eski ABD Ticaret Danışmanı Kelly Ann Shaw, eski Kanada Büyükelçisi Kirsten Hillman ve eski Meksika Büyükelçisi Gerónimo Gutiérrez, anlaşmanın Trump yönetiminin ikinci döneminde karşı karşıya kalacağı riskleri analiz ediyor.
Gelişmelerin Arka Planı: USMCA'nın Zorlu Sınavı
USMCA, 1994'te yürürlüğe giren NAFTA'nın yerini almak üzere Trump'ın ilk döneminde müzakere edilmiş ve 2020'de onaylanmıştı. Anlaşma, otomotiv sektörü başta olmak üzere birçok alanda daha katı kurallar getiriyor ve altı yılda bir gözden geçirilmesini öngörüyor. 2026'daki bu gözden geçirme süreci, Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte kritik bir hal aldı. Trump, seçim kampanyasında USMCA'yı 'en kötü ticaret anlaşması' olarak nitelendirerek yeniden müzakere sinyali vermişti.
Gözden geçirme sürecinde en önemli gündem maddelerinden biri, otomotiv sektöründeki menşe kuralları. Mevcut anlaşma, bir aracın gümrüksüz ticaretten yararlanabilmesi için %75 oranında Kuzey Amerika menşeli parça içermesini şart koşuyor. Trump yönetimi bu oranı daha da yükseltmeyi ve Çin menşeli parçaların kullanımını sınırlamayı hedefliyor. Ayrıca, dijital ticaret, tarım ve fikri mülkiyet hakları gibi alanlarda da değişiklik talep edilmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kuzey Amerika Entegrasyonu Risk Altında
USMCA'nın mevcut haliyle devam ettirilememesi durumunda, Kuzey Amerika'daki tedarik zincirleri ciddi şekilde sekteye uğrayabilir. Meksika ve Kanada, ABD'nin en büyük iki ticaret ortağı konumunda; 2023 yılında üç ülke arasındaki toplam ticaret hacmi 1,8 trilyon doları buldu. Anlaşmanın çökmesi, özellikle otomotiv, tarım ve enerji sektörlerinde büyük kayıplara yol açabilir. Öte yandan, Trump'ın Çin'e yönelik sert söylemleri, USMCA'nın Çin'in bölgedeki etkisini sınırlama hedefiyle uyumlu görünüyor. Ancak Meksika ve Kanada, ABD'nin aşırı talepleri karşısında kendi çıkarlarını korumakta zorlanabilir.
Küresel boyutta, USMCA'nın akıbeti, diğer bölgesel ticaret anlaşmaları için de örnek teşkil edecek. ABD'nin korumacı politikalarının yeniden yükselişi, AB ve Asya ülkeleri tarafından yakından izleniyor. Uzmanlar, Trump'ın ikinci döneminde USMCA'yı bir 'müzakere aracı' olarak kullanıp diğer ülkelere karşı daha agresif bir ticaret politikası izleyebileceğini belirtiyor. Bu durum, küresel ticaret sistemini daha da kutuplaştırabilir ve Dünya Ticaret Örgütü'nün otoritesini zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
USMCA'nın geleceği, Türkiye'nin ABD ile ticari ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. ABD'nin Kuzey Amerika'da korumacı politikalara yönelmesi, Türkiye'ye yönelik ticaret politikalarını da sertleştirebilir. Özellikle çelik, alüminyum ve otomotiv yan sanayi gibi Türkiye'nin ABD'ye ihracatında önemli yer tutan sektörler, yeni gümrük tarifeleri veya kotalarla karşılaşabilir. Ayrıca, USMCA kapsamında dijital ticaret ve fikri mülkiyet alanında getirilecek düzenlemeler, benzer taleplerin Türkiye'ye de yöneltilmesine zemin hazırlayabilir. Ankara'nın bu gelişmeleri yakından takip etmesi ve olası yaptırımlara karşı hazırlıklı olması gerekiyor.