Wall Street, teknoloji devlerinin kredi notunu kullanarak yapay zekâ altyapı yatırımları için daha düşük maliyetli finansman sağlamanın yeni bir yolunu geliştirdi. Financial Times'ın haberine göre, büyük teknoloji şirketleri verdikleri garantilerle yaklaşık 300 milyar dolarlık yapay zekâ riskini bilançolarının dışında tutuyor. Bu yapı, şirketlerin borçluluk oranlarını düşük gösterirken, yatırımcıların bu yükümlülükleri tam olarak görememesi riskini beraberinde getiriyor.
Yapay Zekâ Yarışında Finansman Baskısı
Yapay zekâ teknolojilerine yönelik yatırımlar son yıllarda hızla arttı. Microsoft, Amazon, Google ve Meta gibi şirketler, veri merkezleri, çipler ve enerji altyapısı için milyarlarca dolar harcıyor. Ancak bu harcamaların bilançolarda doğrudan borç olarak görünmesi, şirketlerin finansal sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle finans mühendisleri, garantiler ve özel amaçlı araçlar (SPV) kullanarak yükümlülükleri bilanço dışına taşıyor.
Örneğin, bir teknoloji devi, yapay zekâ çipi üreticisi veya veri merkezi işletmecisiyle uzun vadeli bir tedarik anlaşması yaparak, bu şirketin bankalardan uygun faizle kredi almasını garanti ediyor. Garanti, teknoloji şirketinin kredi notunu yansıttığı için finansman maliyeti düşüyor. Ancak garanti, bilançoda bir yükümlülük olarak görünmüyor; yalnızca dipnotlarda açıklanıyor.
Bu yöntem, teknoloji şirketlerinin borç/özkaynak oranını düşük tutmasını sağlarken, yatırımcıların şirketin gerçek risk profilini değerlendirmesini zorlaştırıyor. Wall Street analistleri, bu tür bilanço dışı yükümlülüklerin toplam büyüklüğünün 300 milyar doları bulduğunu tahmin ediyor.
Küresel Piyasalar ve Düzenleyiciler İçin Riskler
Bilanço dışı finansman, 2008 küresel finans krizinde de önemli bir rol oynamıştı. O dönemde bankalar, varlıkları bilanço dışı araçlarda gizleyerek riski olduğundan düşük göstermişti. Şimdi benzer bir yapı, teknoloji şirketleri üzerinden yeniden gündemde. Uzmanlar, bu durumun sistemik risk yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Düzenleyiciler, özellikle ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB), bu tür uygulamaları yakından izliyor. Ancak mevcut muhasebe standartları, garantilerin şeffaf bir şekilde raporlanmasını tam olarak sağlamıyor. Finansal istikrar kuruluşları, yapay zekâ yatırımlarındaki bu gizli kaldıraçın, olası bir ekonomik yavaşlamada büyük kayıplara yol açabileceğini belirtiyor.
Öte yandan, bu finansman modeli yapay zekâ altyapısının hızlı bir şekilde inşa edilmesini sağlıyor. Veri merkezleri, enerji santralleri ve çip fabrikaları için gereken sermaye, geleneksel borçlanma yöntemleriyle sağlanamayacak kadar büyük. Garantili yapılar, bu yatırımların önünü açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zekâ yatırımlarında henüz büyük teknoloji şirketlerinin gerisinde olsa da, bu gelişme dolaylı olarak Türk ekonomisini etkileyebilir. Küresel teknoloji devlerinin bilanço dışı borçlanma yöntemleri, uluslararası finans piyasalarında risk algısını değiştirebilir. Türkiye'nin yabancı yatırım çekme çabaları ve teknoloji ihracatı, bu tür finansal yeniliklerin yarattığı dalgalanmalardan etkilenebilir. Ayrıca, Türk bankaları ve şirketleri de benzer garantili yapıları kullanarak yurt dışı finansman sağlayabilir; ancak düzenleyici otoritelerin (BDDK, SPK) bu tür işlemleri yakından izlemesi, şeffaflık ve finansal istikrar açısından kritik önem taşıyor. Yapay zekâ yatırımlarının finansmanında bilanço dışı yöntemlerin yaygınlaşması, Türkiye'nin de dahil olduğu gelişmekte olan piyasalarda sermaye akışlarını ve borçlanma maliyetlerini etkileyebilir.