Kolombiya'nın batısında meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem, ülkenin yeni seçilmiş Devlet Başkanı Abelardo de la Espriella'nın göreve başlamasından sadece üç gün sonra yaşandı. Deprem, başta Risaralda, Quindío ve Valle del Cauca bölgeleri olmak üzere geniş bir alanda hissedildi; en az 27 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Bu felaket, ülkenin toplumsal dokusundaki derin yarıkları ve kırılganlıkları bir kez daha su yüzüne çıkarırken, yeni yönetimin acil müdahale ve uzun vadeli yeniden yapılanma konusundaki kapasitesini de test ediyor.
Gelişmenin arka planı
Deprem, Kolombiya'nın Pasifik kıyısındaki Chocó bölgesi açıklarında, yerel saatle sabah 08:45'te kaydedildi. Mercalli ölçeğine göre şiddetli olarak nitelendirilen sarsıntı, başkent Bogotá dahil ülkenin büyük bölümünde hissedildi. En ağır hasar, kırsal kesimdeki yoksul yerleşimlerde görüldü; birçok evin çamurdan ve ahşaptan yapılmış olması yıkımı artırdı. Özellikle dağlık bölgelerde meydana gelen toprak kaymaları, kurtarma ekiplerinin bölgeye ulaşmasını güçleştirdi.
Yeni Devlet Başkanı Espriella, depremin ardından yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında "Devlet olarak tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz; ancak bu felaket, altyapı yatırımlarının ve sosyal koruma mekanizmalarının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi" ifadelerini kullandı. Espriella, seçim kampanyasında kırsal kalkınma ve sosyal adalet vaatleriyle öne çıkmıştı. Ancak deprem, bu vaatlerin hayata geçirilmesinin ne kadar acil ve zorlu olduğunu ortaya koydu.
Deprem ayrıca ülkenin iki yüzünü de gözler önüne serdi: Bir yanda modern şehirlerde yaşayan, depreme dayanıklı binalarda oturan varlıklı kesim; diğer yanda kırsalda ve gecekondu bölgelerinde yaşayan, en temel hizmetlerden bile yoksun milyonlarca insan. Kolombiya'nın kalkınmışlık endekslerindeki eşitsizlik, bu doğal afetle birlikte daha da belirgin hale geldi.
Bölgesel veya küresel boyut
Kolombiya, coğrafi konumu itibarıyla deprem kuşağında yer alan bir ülke. And Dağları'nın batısındaki topraklarında sık sık sismik hareketlilik yaşanıyor. Ancak bu depremin ardından uluslararası toplumun dayanışma mesajları gecikmedi. Birleşmiş Milletler Acil Yardım Koordinatörlüğü (OCHA), bölgeye insani yardım ekipleri gönderdiğini açıkladı. ABD, AB ve Brezilya gibi ülkeler taziyelerini ileterek yardım teklifinde bulundu.
Bölgesel açıdan bakıldığında, deprem Latin Amerika'nın kırılganlığını bir kez daha hatırlatıyor. Kıta genelinde iklim değişikliğine bağlı doğal felaketlerin sıklığı ve şiddeti artarken, ülkelerin afet yönetimi kapasiteleri yetersiz kalabiliyor. Kolombiya'daki bu deprem, aynı zamanda Venezüella'dan göç eden mültecilerin yoğun olarak yaşadığı sınır bölgelerindeki insani durumu da etkileyebilir. Zira bu göçmenlerin bir kısmı, depremden etkilenen kırsal bölgelerde geçici işçi olarak bulunuyor.
Öte yandan, Espriella hükümetinin deprem sonrası yeniden yapılanma politikaları, ülkenin 2016'da imzalanan barış anlaşması sonrasındaki toplumsal uzlaşı sürecini de doğrudan etkileyecek. Zira eski gerilla bölgeleri olan ve devletin en az hizmet götürdüğü alanlar, depremden en çok zarar gören yerler arasında. Bu durum, hükümetin bölgeye yönelik kalkınma projelerini hızlandırmasını zorunlu kılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki deprem, Türkiye'nin afet yönetimi ve insani yardım alanındaki deneyimlerini paylaşabileceği bir sahne olabilir. Türkiye, 6 Şubat 2023 depremlerinden çıkardığı derslerle, uluslararası afet müdahalesinde önemli bir aktör haline geldi. Kolombiya'ya arama-kurtarma ekipleri ve yardım malzemesi göndermek, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri güçlendirebilir. Ayrıca, deprem bölgelerinde yeniden yapılanma için Türk müteahhitlik firmalarının deneyimi ve depreme dayanıklı yapı teknolojileri, Kolombiya'ya transfer edilebilir. Bu tür bir iş birliği, yalnızca insani bir dayanışma değil, aynı zamanda Türkiye'nin Latin Amerika'da artan nüfuzunu pekiştirecek bir fırsat olarak görülmeli.