Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın baş danışmanlarından Andy Burnham, Manchester'da uyguladığı 'Manchesterizm' olarak adlandırılan bölgesel kalkınma modeliyle ülke genelinde bir dönüşüm hedefliyor. Ekonomi editörü Faisal Islam'ın analizine göre, bu model şehir merkezli yatırım, ulaşım altyapısı ve yerel yönetim yetkilerinin artırılmasına dayanıyor. Burnham'ın Greater Manchester Belediye Başkanı olarak başarısı, onu Downing Street'te önemli bir figür haline getirdi. Ancak bu modelin tüm ülkeye uygulanabilirliği sorgulanıyor. Manchester'da işsizlik oranları düşerken, bölgesel eşitsizlikler ve Londra merkezli ekonomi politikalarıyla çelişki yaşanıyor. Uzmanlar, modelin başarısının büyük ölçüde merkezi hükümetin desteğine bağlı olduğunu vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Andy Burnham, 2017'den beri Greater Manchester Belediye Başkanı olarak görev yapıyor. Bu süreçte, bölgesel ulaşım ağını iyileştirmek, konut projelerini teşvik etmek ve yerel işletmelere destek sağlamak için adımlar attı. 'Manchesterizm' terimi, şehrin kuzey-güney ayrımını kapatma çabalarına atıfta bulunuyor. Burnham, ulaşım yetkilerinin merkezden yerel yönetimlere devredilmesini savunuyor. Manchester'daki Metrolink tramvay sistemi genişletilirken, şehir merkezine yeni ofis ve konut binaları inşa edildi. İşsizlik oranı ulusal ortalamanın altına düştü. Ancak eleştirmenler, bu modelin gelir eşitsizliğini azaltmadığını, aksine bazı bölgelerde kira fiyatlarını artırdığını iddia ediyor. Ayrıca, modelin başarısı büyük ölçüde merkezi hükümetin fonlamasına bağlı; Brexit sonrası ekonomik zorluklar ve pandemi sonrası toparlanma bu fonları sınırlayabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Burnham'ın modeli, sadece Birleşik Krallık için değil, bölgesel eşitsizlikle mücadele eden diğer Avrupa ülkeleri için de bir örnek teşkil ediyor. Almanya'da eyalet sistemleri, Fransa'da bölgesel kalkınma ajansları benzer hedefler güdüyor. Ancak Manchester modeli, daha çok yerel yönetim yetkilerinin artırılmasına odaklanıyor. Küresel olarak, şehirlerin ulusal ekonomilerdeki rolü artıyor; 'küresel şehir' kavramı yaygınlaşırken, Manchester orta ölçekli bir şehir olarak dikkat çekiyor. Modelin uygulanabilirliği, merkezi hükümetin politik iradesine ve bütçe ayırmasına bağlı. Ayrıca, COVID-19 sonrası uzaktan çalışma trendi, şehir merkezlerine talebi düşürebilir; bu da Burnham'ın planlarını etkileyebilir. Uzmanlar, modelin yenilikçi yönlerinin (örneğin, ulaşım entegrasyonu) başka şehirlerde uyarlanabileceğini, ancak her şehrin kendine özgü dinamikleri olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de büyük şehir belediyelerinin yetkilerinin artırılması tartışmalarıyla ilintili. Manchester modeli, İstanbul veya Ankara gibi metropollerin yerel kalkınma stratejilerine esin kaynağı olabilir. Ancak Türkiye'de merkezi yönetimle yerel yönetimler arasındaki güç dengesi farklı işlediğinden, birebir uygulama olasılığı düşük. Bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi açısından ise, modelin kuzey-güney dengesizliğine benzer bir yapı Türkiye'de de mevcut (örneğin Doğu-Batı farkı). Türkiye, kentsel dönüşüm ve ulaşım yatırımlarında yerel yönetimlerin rolünü artırmak isteyebilir; ancak mevcut ekonomik koşullar ve döviz kuru riski, bu tür stratejilerin uygulanabilirliğini kısıtlıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri bağlamında bölgesel kalkınma fonlarından yararlanma potansiyeli değerlendirilebilir.