Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, seçim öncesi dönemde kamu harcamalarına yönelik birden fazla iddialı vaatte bulunurken, aynı anda vergileri artırmayacağına dair kesin taahhüt veriyor. Bu durum, İngiltere'nin en büyük ikinci metropolitan bölgesindeki yerel yönetimin bütçe dengesini sağlama zorluğunu gözler önüne seriyor. Burnham, toplu taşıma, konut ve sosyal hizmetler gibi alanlarda milyarlarca sterlinlik yatırım planları açıklasa da, bu planların nasıl finanse edileceği konusunda somut adımlar atmaktan kaçınıyor. Economists, bu tür bir mali stratejinin sürdürülemez olduğu uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Andy Burnham, 2021'de ikinci dönemine seçilmesinden bu yana, bölgesel eşitsizlikleri azaltma ve kuzey İngiltere'nin ekonomik kalkınmasını hızlandırma sözü veriyor. Ancak merkezi hükümetin yerel yönetimlere sağladığı fonların azalması, belediye başkanının elini zorlaştırıyor. Örneğin, Burnham'ın 'Bee Network' olarak adlandırdığı entegre toplu taşıma sistemi, Londra'daki gibi bir modele dayanıyor ancak finansmanı için gereken kaynak henüz tam olarak ortaya konmuş değil. Ayrıca, 2038 yılına kadar karbon nötrlük hedefi gibi iddialı vaatler de bütçe üzerinde baskı yaratıyor.
Uzmanlar, Burnham'ın 'büyük harcama, küçük vergi' yaklaşımının, İngiltere'deki diğer büyükşehir belediyeleri için bir model teşkil edip etmediğine dikkat çekiyor. Yerel yönetimlerin gelir kaynaklarının sınırlı olması (temel olarak emlak vergisi ve işletme vergilerine bağımlı olmaları), bu tür harcama vaatlerinin gerçekçiliğini sorgulatıyor. Merkezi hükümetten daha fazla yetki ve kaynak talep edilmesi, olası bir yeniden merkezileşme tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu durum, yalnızca İngiltere'nin yerel yönetim sorunlarını yansıtmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel çapta artan gelir eşitsizliği ve kentleşme baskılarına da işaret ediyor. Manchester, bir zamanlar sanayi devriminin beşiği olan bir şehir olarak, bugün hizmet sektörüne geçişte zorlanıyor; benzer sorunlar ABD'de Detroit, Almanya'da Ruhr bölgesi gibi eski sanayi merkezlerinde de görülüyor. Ekonomik göstergeler, büyük şehirlerin merkezi hükümet desteği olmaksızın sürdürülebilir kalkınma sağlayamadığını gösteriyor. Özellikle pandemi sonrası kamu borçlarının arttığı bir dönemde, Burnham'ınki gibi popülist harcama vaatleri, mali disiplini tehlikeye atabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'deki büyükşehir belediyeleri de benzer bütçe kısıtlarıyla karşı karşıya. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi metropollerde, toplu taşıma ve altyapı projeleri için kaynak yaratma çabaları, merkezi hükümetle yaşanan gerilimlerle şekilleniyor. Burnham'ın mali ikilemi, Türkiye'deki yerel yönetimlerin vergilendirme yetkisinin sınırlı olduğu bir ortamda, popülist vaatlerin sürdürülebilirliği konusunda uyarı niteliği taşıyor. Ayrıca, İngiltere'deki bu tartışma, Türkiye'deki yerel seçim dönemlerinde vaat edilen harcama programlarının finansmanına dair daha dikkatli bir kamuoyu denetimi gerektiğini hatırlatıyor.