Siyasette karşılaştırmalar her zaman paralellik kurmak anlamına gelmez. Bazen bu karşılaştırmalar, coğrafya ve ideolojiyle ayrılmış düşüncelerin aynı temel soru etrafında nasıl birleşebildiğini keşfetmenin bir yoludur. Bu anlamda belki de en şaşırtıcı karşılaştırmalardan biri, Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham ile Sudanlı İslamcı ideolog Hasan Turabi arasındadır. Birbirinden bu kadar farklı iki figürü yan yana getiren fikir nedir? Cevap: ademi merkeziyetçilik ve siyasi iktidarın tabana yayılması.
Kuzey İngiltere’den Sudan’a: Ademi Merkeziyetçilik Nosyonu
Andy Burnham, İngiltere'nin kuzeyinde, Manchester merkezli Büyük Manchester bölgesinin seçilmiş belediye başkanıdır. 2017'de kurulan bu makam, İngiltere'deki en güçlü bölgesel yönetim pozisyonlarından biridir. Burnham, bölgesel kalkınma, ulaşım, sağlık ve konut gibi alanlarda önemli yetkilere sahiptir. Merkezi hükümetten daha fazla yetki devri talep eden Burnham, 'kuzeyin sesi' olarak tanınır. Onun siyasi duruşu, merkezi Londra yönetiminin bölgelere yeterli kaynak ve yetki vermediği eleştirisine dayanır.
Hasan Turabi ise 2020'de vefat eden Sudanlı bir din adamı, hukukçu ve siyasetçidir. 1989-1999 yılları arasında Sudan'ın fiili yöneticisi Ömer el-Beşir ile ittifak halinde ülke yönetiminde etkili olan Turabi, İslamcı bir anlayışı benimsemişti. Ancak Turabi, klasik merkeziyetçi İslamcılıktan farklı olarak, ademi merkeziyetçiliği, yerel yönetimleri güçlendirmeyi ve iktidarın tabana yayılmasını savunuyordu. Ona göre İslam, bireysel özgürlükleri ve yerel inisiyatifi teşvik etmeliydi. Bu yönüyle Turabi, hem İslamcı hem de bir anlamda liberteryen olarak tanımlanabilir.
Küresel Bir Tartışma: Yerel Güçlenmeli mi?
Burnham ve Turabi’nin kesiştiği nokta, siyasi iktidarın merkezde toplanmasına karşı çıkmalarıdır. Burnham, İngiltere’nin aşırı merkeziyetçi yapısını eleştirirken, Turabi de Sudan’daki merkezi otoritenin aşırı gücüne karşı çıkıyordu. Her ikisi de kararların mümkün olduğunca yerel düzeyde alınması gerektiğini düşünüyordu. Bu, elbette çok farklı bağlamlarda ve farklı gerekçelerle ortaya çıkan bir düşünce. Burnham’ın ademi merkeziyetçiliği sosyal demokrat bir perspektiften gelirken, Turabi’ninki İslamcı bir perspektiftendi. Ancak her ikisi de merkezi hükümete karşı yerelin güçlenmesi gerektiği sonucuna varıyordu.
Bu karşılaştırma, ademi merkeziyetçilik fikrinin ideolojik sınırları aşabileceğini gösteriyor. Soğuk Savaş sonrası dönemde küreselleşme ve yerelleşme tartışmaları, dünyanın dört bir yanında benzer soruları gündeme getirdi: Kararlar kim tarafından alınmalı? Merkez ne kadar yetkiye sahip olmalı? Yerel yönetimler ne kadar özerk olmalı? Burnham ve Turabi, bu sorulara verdikleri yanıtlarla aslında aynı kampa düşüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de merkeziyetçilik tartışmaları uzun zamandır devam etmektedir. 2014’te büyükşehir yasasıyla köylerin mahalleye dönüştürülmesi, yerel yönetimlerin yetkilerinin merkezde toplanması eleştirilerine yol açmıştı. Burnham ve Turabi örneği, merkeziyetçilik ile ademi merkeziyetçilik arasındaki gerilimin sadece Türkiye’ye özgü olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin AB sürecinde yerel yönetimlerin güçlendirilmesi sıkça dile getirilmiş, ancak uygulamada merkeziyetçi eğilim ağır basmıştır. Bu karşılaştırma, Türk siyasetinde ademi merkeziyetçilik tartışmalarına yeni bir perspektif katabilir. Özellikle Kürt sorunu gibi etnik ve bölgesel taleplerin olduğu bir ülkede, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması, bazı çatışmaların yönetiminde bir araç olabilir. Ancak Türkiye’nin üniter yapısı, bu tür adımların önündeki en büyük engel olarak durmaktadır.