Birleşik Krallık'ta Büyük Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın yakın müttefiki olan İşçi Partili milletvekili, ülkede 40 yılı aşkın süredir uygulanan özelleştirme politikasını tersine çevirmeyi hedefleyen iddialı bir planı kamuoyuna sunmaya hazırlanıyor. Söz konusu plan, "Üretici Devlet" (Productive State) adlı politika belgesiyle şekilleniyor ve temel hizmetlerin yeniden kamu kontrolüne alınmasını öngörüyor. Planın mimarlarından biri olan milletvekili, uzun vadeli bir stratejiyle iflas eden kamu hizmetlerinin devralınmasını ve bu sayede vatandaşların yaşam maliyetlerinin düşürülmesini amaçlıyor. Özellikle su, enerji ve ulaşım gibi kritik altyapı hizmetlerinin yeniden kamulaştırılması, planın merkezinde yer alıyor.
Manchesterism'in somutlaşması
Plan, Burnham'ın daha önce dile getirdiği "Manchesterism" kavramının somut bir politika çerçevesine oturtulması olarak değerlendiriliyor. Manchesterism, merkezi hükümetin politikalarına alternatif olarak yerel yönetimlerin daha fazla yetki ve kaynakla donatılmasını savunan bir yaklaşım. Bu çerçevede, söz konusu planın ilk etapta Büyük Manchester bölgesinde pilot uygulama olarak hayata geçirilmesi, ardından ülke geneline yayılması hedefleniyor. Belgede, özelleştirmenin yol açtığı hizmet kalitesizliği ve yüksek fiyatlar eleştirilirken, kamu yararının özel kârın önüne geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Plan kapsamında, iflas eden veya başarısız olan özel şirketlerin geçici olarak kamu yönetimine devredilmesi, ardından uzun vadeli bir yeniden yapılandırma sürecine sokulması öngörülüyor. Bu süreçte, çalışanların ve tüketicilerin çıkarlarının korunmasına öncelik verilecek.
Bölgesel ve küresel boyut
Plan, yalnızca Birleşik Krallık içinde değil, küresel ölçekte de yankı uyandıracak nitelikte. Özelleştirme politikaları, 1980'lerden bu yana birçok ülkede neoliberal ekonomik modelin temel taşı olarak uygulanmıştı. Ancak son yıllarda, özellikle COVID-19 salgını ve Ukrayna savaşının ardından artan yaşam maliyetleri krizi, özelleştirme politikalarına yönelik eleştirileri artırdı. Burnham'ın planı, bu küresel eğilimin bir yansıması olarak görülüyor. Avrupa'da Fransa ve Almanya gibi ülkelerde de bazı sektörlerde kamulaştırma tartışmaları yaşanıyor. Özellikle enerji krizi sonrası hükümetler, enerji şirketlerine el koyma veya fiyat kontrolleri gibi önlemlere başvurdu. Burnham'ın planı ise daha kapsamlı ve sistematik bir yaklaşım sunarak, neoliberalizme karşı alternatif bir model öneriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 1980'lerden itibaren özelleştirme politikalarını benimseyen ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle 2000'li yıllarda hızlanan özelleştirme dalgası, telekomünikasyon, enerji, ulaşım ve bankacılık gibi birçok sektörde kamu payının azalmasına yol açtı. Bu süreçte, özelleştirmelerin yarattığı fiyat artışları ve hizmet kalitesindeki düşüşler sıkça tartışma konusu oldu. Burnham'ın planı, Türkiye'de de özelleştirme politikalarının sorgulanmasına neden olabilir. Özellikle enerji ve ulaşım gibi stratejik sektörlerde yaşanan sorunlar, kamulaştırma tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir. Ancak Türkiye'nin mevcut siyasi ve ekonomik koşulları, böyle bir politika değişikliğini kısa vadede zorlaştırıyor. Planın başarılı olması halinde, Türkiye'deki benzer tartışmalara ilham vermesi mümkün.