İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın ekibi, hükümetin mali politikalarını belirlerken adeta bir ip cambazı gibi hareket ediyor. Kaynaklar, 'dikkatli olmalıyız' vurgusu yaparak, hem piyasaları rahatlatma hem de seçim vaatlerini yerine getirme arasındaki hassas dengeyi korumaya çalıştıklarını belirtiyor. Hazine Bakanı ataması ve ilk politika adımları piyasalarda bir erimeye yol açmasa da, önümüzdeki hafta bütçe sunumu öncesi 'gerçek bir tehlike anı' olarak nitelendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Andy Burnham, geçtiğimiz ay yapılan genel seçimlerin ardından başbakanlık koltuğuna oturmuştu. İşçi Partisi lideri, seçim kampanyasında kamu harcamalarını artırma ve vergileri yükseltme sözü vermişti. Ancak küresel enflasyonist baskılar ve yüksek faiz ortamı, bu vaatlerin hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Hükümet, bir yandan ekonomik büyümeyi desteklerken diğer yandan mali disiplini korumak zorunda.
Burnham'ın yakın çevresinden bir yetkili, 'Piyasalar bizi izliyor. Her adımımızı dikkatle hesaplamalıyız' dedi. İlk icraat olarak atanan Hazine Bakanı Rachel Reeves, 'mali sorumluluk' vurgusu yaparak piyasalara güven vermeye çalıştı. Ancak uzmanlar, bütçe açığının kapatılması için gerekli olan kemer sıkma önlemlerinin, partinin tabanında rahatsızlık yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere ekonomisi, Brexit sonrası toparlanma çabaları ve pandeminin etkileriyle hala kırılgan bir yapıda. Ülke, Avrupa'nın en yüksek enflasyon oranlarından birine sahip. Bu durum, İşçi Partisi hükümetinin mali manevra alanını daraltıyor. Öte yandan küresel piyasalardaki dalgalanma, İngiltere'nin borçlanma maliyetlerini artırıyor. Ekonomistler, hükümetin önümüzdeki hafta açıklayacağı bütçe taslağının, vergi artışları ve harcama kesintileri arasında bir denge kuracağını öngörüyor.
Burnham yönetimi, kamu hizmetlerine yatırım yapma sözü verirken, iş dünyasını da yanında tutmak istiyor. Ancak İngiltere Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine gitmemesi, hükümetin borçlanma maliyetlerini yukarıda tutuyor. Bu ikilem, Burnham'ın popülaritesini de test edecek. Anketler, seçmenlerin mali disiplini desteklediğini ancak bunun sosyal harcamalardan fedakarlık anlamına gelmemesi gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki mali sıkılaşma süreci, Türkiye ekonomisi için dolaylı etkiler barındırıyor. Birleşik Krallık, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri. İngiltere'deki talep daralması, Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca küresel piyasalardaki dalgalanma, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini artırabilir. Türkiye'nin de benzer bir mali denge sorunuyla karşı karşıya olduğu düşünülürse, İngiltere deneyimi Ankara için de dersler içeriyor: Popülist vaatler ile mali disiplin arasındaki dengeyi kurmak kritik önemde. Burnham hükümetinin başarısı veya başarısızlığı, benzer politikalar izleyen ülkeler için bir referans olabilir.