Britanya'da yeni başbakan göreve başlar başlamaz, ülkenin savunma bütçesindeki derin krizle yüzleşmek zorunda. The Economist'in diplomasi editörü Anton La Guardia'nın kaleme aldığı analiz, enflasyonun erittiği bütçeler, azalan ordu kapasitesi ve artan küresel tehditler arasında sıkışan Birleşik Krallık'ın geleceğine ışık tutuyor. Bu yazı, yeni başbakanın önündeki zorlu görevleri ve alınması gereken radikal kararları gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Savunma Bütçesindeki Derin Çatlak
Birleşik Krallık'ın savunma harcamaları, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana sürekli olarak azaldı. En son stratejik inceleme olan 2021 Savunma ve Güvenlik Stratejisi, ordunun modernizasyonunu ve Hint-Pasifik bölgesine odaklanmayı öngörse de, Rusya'nın Ukrayna'yı işgali bu öncelikleri altüst etti. NATO'nun doğu kanadı yeniden Avrupa'nın kalbi haline gelirken, Britanya'nın kıta savunmasına yaptığı katkılar sorgulanmaya başladı.
Askeri uzmanlar, enflasyonun ve yaşam maliyeti krizinin savunma bütçesini ciddi şekilde erittiğini vurguluyor. Örneğin, 2023'te açıklanan 3 milyar sterlinlik ek bütçe, mevcut silah sistemlerinin bakımını bile karşılamaya yetmiyor. Ordu, zırhlı araç sayısını azaltmayı, Kraliyet Hava Kuvvetleri ise eskiyen Typhoon savaş uçaklarını emekliye ayırmayı planlıyor. Bu kısıtlamalar, ordunun operasyonel etkinliğini ve caydırıcılık gücünü zayıflatıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İngiltere'nin Dünya Sahnesindeki Rolü
Birleşik Krallık, NATO'nun ikinci büyük savunma harcaması yapan ülkesi olmasına rağmen, savunma sanayisindeki darboğazlar ve personel eksiklikleri önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Özellikle nükleer caydırıcılık programı Dreadnought sınıfı denizaltıların maliyetlerindeki artış, bütçe üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor. Ayrıca, Brexit sonrası Avrupa Birliği ile olan savunma iş birliği anlaşmaları yeniden tanımlanmaya çalışılıyor; ancak bu, kıta ile yaşanan güvenlik politikası sürtüşmelerini sona erdirmiş değil.
Küresel ölçekte ise Britanya, Çin'in yükselişi ve Rusya'nın revizyonist politikaları karşısında ittifakları güçlendirmeye çalışıyor. AUKUS anlaşması, Avustralya ile nükleer denizaltı teknolojisi paylaşımını öngörüyor; ancak bu proje bile bütçe kısıtları ve teknolojik zorluklar nedeniyle sürüncemeye girdi. Yeni başbakan, savunma harcamalarını artırma sözü verse de, bunun kaynağının nasıl bulunacağı belirsiz.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Britanya'nın savunma krizi, Türkiye açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. İki ülke, NATO içinde önemli müttefikler olarak Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da güvenlik konularında iş birliği yapıyor. Ancak Birleşik Krallık'ın savunma kapasitesindeki zayıflama, ittifakın caydırıcılık gücünü olumsuz etkileyebilir. Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının korunması ve Suriye, Irak gibi kriz bölgelerinde istikrarın sağlanması görevlerinde Türkiye'nin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekebilir. Ayrıca, Türk savunma sanayii, İngiltere ile yapılan ortak projelerde (örneğin, Eurofighter Typhoon satışları gibi) pazarlık gücünü artırabilir. Ankara'nın, Londra'nın zayıflayan savunma politikalarını yakından izlemesi ve kendi stratejik hesaplamalarını buna göre güncellemesi faydalı olacaktır.