İngiltere'de İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden Andy Burnham, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşim birimlerine yönelik ticaret yasağını seçim kampanyasının merkezine yerleştiriyor. Burnham, kamuoyu araştırmalarının bu politikaya geniş destek olduğunu ortaya koymasının ardından yaptırımı siyasi bir varlık olarak görüyor. Ankete göre, İşçi Partisi, Liberal Demokratlar ve Yeşil Parti seçmenleri böyle bir ticaret yasağına en güçlü desteği verirken, Muhafazakâr Parti ve Reform UK seçmenleri arasında bile genel olarak yasağa destek çıkıyor. Bu durum, Filistin yanlısı politikaların İngiltere'de artık marjinal bir talep olmaktan çıkıp seçim kazanmada işe yarar bir pozisyona dönüştüğünü gösteriyor.
Yerleşim karşıtı yaptırımın arka planı
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da inşa ettiği yerleşim birimleri, uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da bu yerleşimleri uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlıyor. Buna rağmen İngiltere, Avrupa Birliği ve ABD gibi aktörler bugüne kadar yerleşim ürünlerine yönelik kapsamlı bir ticaret yasağı uygulamadı. Ancak son yıllarda Avrupa'da bu konuda adımlar atılmaya başlandı. İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi konusunda daha ileri politikalar benimsedi. İngiltere'de ise özellikle İşçi Partisi içindeki sol kanat, hükümetin İsrail'e yönelik tutumunu yetersiz buluyor ve somut yaptırım talebini yükseltiyor.
Andy Burnham, Greater Manchester Belediye Başkanı olarak görev yapıyor ve İşçi Partisi'nin gelecekteki liderlik yarışında adı geçen isimler arasında. Burnham'ın bu konuyu öne çıkarması, hem parti içi sol tabana hem de genç seçmenlere mesaj verme amacı taşıyor. Anket sonuçları, İngiliz kamuoyunun Filistin meselesine duyduğu ilginin arttığını ve özellikle genç seçmenler arasında İsrail politikalarına yönelik eleştirinin sertleştiğini gösteriyor. Bu tablo, ana akım siyasetçilerin Filistin konusunda daha cesur adımlar atmasını kolaylaştırıyor.
Öte yandan, Muhafazakâr Parti ve Reform UK seçmenleri arasında bile yasağa genel destek çıkması, meselenin sadece sol partilerle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bunun İngiltere'de İsrail politikalarına yönelik kamuoyu baskısının partiler üstü bir hal aldığına işaret ettiğini belirtiyor. Yine de hükümetin böyle bir yasağı hayata geçirmesi halinde İsrail ile diplomatik gerilimin tırmanması ve ABD ile ilişkilerde sorun yaşanması muhtemel. Londra, uzun süredir İsrail ile ticari ve savunma bağlarını koruyor; yaptırım adımı bu dengeyi bozabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
İngiltere'de yerleşim yasağı tartışması, Batı'nın İsrail'e yönelik tutumundaki çatlakların bir yansıması. Avrupa'da bazı ülkeler Filistin devletini tanıma yolunda adımlar atarken, ABD yönetimi İsrail'e askeri desteğini sürdürüyor. Bu ortamda İngiltere'nin atacağı olası bir adım, diğer Avrupa ülkeleri üzerinde de baskı oluşturabilir. Özellikle İrlanda ve İspanya gibi ülkeler, İngiltere'nin hamlesini örnek göstererek AB düzeyinde ortak bir tutum çağrısı yapabilir. Ayrıca yaptırım, İsrail'in yerleşim ürünlerinin uluslararası pazarlara erişimini zorlaştırarak ekonomik baskı yaratmayı hedefliyor.
Ancak böyle bir yasağın uygulanması kolay değil. Yerleşim ürünlerinin menşeini tespit etmek ve ticaret akışını denetlemek teknik zorluklar içeriyor. İsrail, yerleşim ürünlerini "İsrail malı" olarak etiketleyerek yasağı delmeye çalışabilir. Yine de sembolik etkisi büyük olacak; zira İngiltere'nin böyle bir adımı, İsrail'in yerleşim politikalarını meşru görmediğini net biçimde ortaya koyar. Bu da Filistin yanlısı kampanyalar için önemli bir kazanım anlamına gelir.
Seçim stratejisi açısından Burnham'ın hamlesi, İşçi Partisi'nin Filistin konusundaki tutumunu daha net bir çizgiye çekme çabası olarak okunabilir. Parti içinde daha önce yaşanan tartışmalar ve liderlik değişimi sonrası, Filistin meselesi İşçi Partisi için hem bir bölünme hem de birleşme noktası olma özelliği taşıyor. Burnham, bu konuyu bir seçim varlığı olarak görmekle, partinin sol kanadını ve genç seçmenleri konsolide etmeyi hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını uzun süredir uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve Filistin devletini tanıyor. İngiltere'de yükselen yaptırım tartışması, Ankara'nın uluslararası platformlarda yürüttüğü Filistin diplomasisine dolaylı destek sağlayabilir. Batı'nın önde gelen bir ülkesinde yerleşim karşıtı adımların seçim malzemesi haline gelmesi, Türkiye'nin tezlerinin geniş bir kamuoyu tabanı bulduğunu gösteriyor. Öte yandan yaptırımın hayata geçmesi halinde İngiltere ile İsrail arasındaki gerilim, Türkiye'nin bölgesel denklemde elini güçlendirebilir. Ancak Ankara, Batı ile ilişkilerini de gözeterek dengeli bir tutum izlemek durumunda.