İngiltere'de yerleşim yasağı karşıtı gösterilerin ardından Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ı 'İslamcı seçmenlere yönelmekle' suçlayan bir komplo teorisi, Orta Doğu merkezli haber siteleri ve sosyal medya üzerinden küresel ölçekte yayıldı. Middle East Eye'ın haberine göre, teorinin temelini Burnham'ın Filistin yanlısı açıklamaları ve yerel Müslüman topluluklarla kurduğu diyalog oluşturuyor. İngiltere'de aşırı sağ grupların beslediği iddia, kısa sürede Avrupa ve Orta Doğu basınında yer buldu.
Teorinin kökeni ve yayılma süreci
Komplo teorisi ilk olarak Birleşik Krallık'ta yerleşim yasağı karşıtı protestoların düzenlendiği sırada ortaya atıldı. İddiaya göre Burnham, İsrail karşıtı gösterilere katılan Müslüman seçmenlerin desteğini alabilmek için gizli bir strateji izliyor ve 'İslamcı seçmenleri' kazanmaya çalışıyor. Bu iddia, Burnham'ın 2023'teki Gazze saldırıları sırasında İsrail'i eleştiren açıklamaları ve Manchester'daki Filistin yanlısı mitinglere verdiği destekle beslendi. Middle East Eye, teorinin yayılmasında sosyal medya algoritmalarının ve aşırı sağcı hesapların etkili olduğunu vurguluyor. Habere göre, teorinin Orta Doğu'da yankılanması, bölgedeki İngiltere karşıtı duyguları körükleyen aktörler tarafından da paylaşılmasıyla gerçekleşti.
İngiliz ana akım medyası başlangıçta teoriyi ciddiye almadı; ancak Temmuz 2024'teki genel seçim öncesi kampanya döneminde, İşçi Partisi içindeki bazı isimlerin Burnham'ı 'aşırı İslamcı gruplarla ilişkili' gösterme çabaları, iddiaların daha geniş kitlelere ulaşmasına yol açtı. Özellikle sağ görüşlü gazeteler ve haber siteleri, Burnham'ın seçim bölgesindeki Müslüman nüfusun yoğunluğunu vurgulayarak teoriyi destekler nitelikte yayınlar yaptı. Middle East Eye'a konuşan uzmanlar, bu tür komplo teorilerinin İngiltere'de Müslüman karşıtı ayrımcılığı artırdığını ve siyasi söylemi zehirlediğini belirtiyor.
Küresel boyut ve Orta Doğu'daki yankıları
Teorinin küresel yayılımı, Orta Doğu merkezli haber kanallarının ve sosyal medya fenomenlerinin konuyu Filistin meselesiyle ilişkilendirmesiyle hızlandı. Bazı Arapça ve Farsça yayın organları, Burnham'ı 'İslam düşmanı Batı'nın iki yüzlülüğünü gösteren bir figür' olarak sunarken, bazıları da onu 'Müslümanları kandıran bir siyasetçi' olarak tanımladı. Bu durum, İngiltere'nin Orta Doğu'daki imajını zedelerken, bölgedeki radikal grupların propagandalarına malzeme sağladı. Uzmanlar, komplo teorilerinin bu şekilde uluslararasılaşmasının, Batı ülkelerindeki Müslüman toplulukları hedef alan ayrımcı söylemleri meşrulaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Middle East Eye'ın analizine göre, teorinin yayılmasında İngiltere'nin İsrail'e verdiği askeri destek ve Gazze'deki insani krizin yarattığı öfke önemli rol oynadı. Burnham gibi Filistin yanlısı açıklamalar yapan Batılı siyasetçiler, hem kendi ülkelerindeki sağcı grupların hem de Orta Doğu'daki İslamcı aktörlerin hedefi haline gelebiliyor. Bu durum, Batılı ülkelerdeki Müslüman siyasetçilerin ve topluluk liderlerinin karşılaştığı çifte baskıyı gözler önüne seriyor. Teorinin küresel dolaşımı, dezenformasyonun sınır tanımadığını ve yerel bir siyasi tartışmanın nasıl uluslararası bir krize dönüşebileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu komplo teorisinin Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı görünse de, Batı'daki Müslüman karşıtı söylemlerin küreselleşmesi Türkiye'nin Avrupa ve Orta Doğu politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Avrupa'da yaşayan Türk ve Müslüman toplulukların haklarını savunma konusunda hassas; bu tür teorilerin yayılması, Avrupa'da İslamofobinin artmasına zemin hazırlayabilir. Ayrıca, Orta Doğu'da İngiltere karşıtı duyguların körüklenmesi, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarını etkileyebilir. Ankara, Filistin meselesinde Batılı siyasetçilerin tutumunu yakından izlerken, dezenformasyonla mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurguluyor.