Beyrut'ta son haftalarda yaşanan siyasi gerilim, Lübnan'da yeni bir dönemin habercisi oldu. Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, ülkenin içişlerine müdahale ettiği gerekçesiyle İran'a sert bir uyarıda bulundu. "Burası sizin ülkeniz değil," sözleriyle başlayan Aoun'un açıklaması, özellikle Lübnan'ın güneyinde uzun süredir etkili olan İran destekli Hizbullah'ın pozisyonuna yönelik bir mesaj olarak yorumlandı. Aoun, aynı açıklamada İsrail ve Hizbullah'ı tansiyonu düşürmek için acilen müzakere masasına oturmaya çağırdı.
Gelişmenin arka planı
Lübnan'da cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası kurulan yeni hükümet, bölgesel dengeleri doğrudan etkileyecek adımlar atıyor. Parlamento Başkanı Nebih Berri, taraflar arasında bir ateşkes mutabakatına varmak için yoğun diplomatik temaslarda bulunduğunu açıkladı. Berri'ye göre ateşkesin temel şartı, İsrail güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmesi. İsrail ise Hizbullah'ın sınırdan geri çekilmesini ve Güney Lübnan'da Lübnan ordusunun konuşlanmasını talep ediyor. İki taraf arasında Birleşmiş Milletler aracılığıyla süren görüşmelerde, Lübnan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğü en hassas başlıklar olarak öne çıkıyor.
Hizbullah'ın son dönemde İsrail'e düzenlediği saldırılar, sürpriz bir şekilde İran'ın pozisyonunu da tartışmaya açtı. Lübnan kamuoyunda, ülkenin bağımsız karar alma yetisinin zedelendiği eleştirileri giderek daha yüksek sesle dile getirilirken, Cumhurbaşkanı Aoun'un İran'a yönelik çıkışı bu hassasiyeti işaret ediyor. Aoun, konuşmasında "Lübnan'ın içişlerine karışan hiçbir ülkeyi kabul etmiyoruz. Geleceğimizi kendimiz belirleriz," ifadelerine yer verdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Ortadoğu'da İran-İsrail rekabetinin yeni bir aşamaya girdiği bu dönemde, Lübnan'daki bu gelişme dikkatle izleniyor. İran'ın Lübnan üzerindeki nüfuzu, 2006 savaşından bu yana Hizbullah üzerinden giderek arttı. Arap Birliği ve Batılı ülkeler, Lübnan'ın istikrarı için İran'ın müdahalesinin son bulması gerektiğini sıklıkla vurguluyor. Ancak İran, Hizbullah'ı bölgede stratejik bir müttefik olarak görüyor ve Lübnan'dan kolay kolay vazgeçmeyeceği tahmin ediliyor.
Beyrut'taki diplomatik kaynaklara göre, Fransa ve Suudi Arabistan'ın da dahil olduğu yeni bir girişim, Lübnan'da tansiyonu düşürmek için devrede. Özellikle Fransa'nın eski sömürge bağları ve Suudi Arabistan'ın Sünni ittifakı, İran'a karşı Lübnan'ın bağımsızlığını destekleyen unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu arada, İsrail'in açıklamaları da ateşkes için somut adımların henüz atılmadığını gösteriyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hizbullah'ın ateşkese yanaşması halinde kendilerinin de karşılık vermeye hazır olduğunu belirtse de, Lübnan'ın güneyinde askeri varlığını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için Lübnan'da istikrar, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve bölgesel güç dengesi açısından kritik. İran'ın Lübnan'daki etkisinin azalması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki İran karşıtı politikalarıyla paralellik gösterebilir. Ayrıca, Lübnan'da kurulacak istikrarlı bir hükümet, Türkiye'nin Filistin meselesindeki duruşu için yeni bir müttefik anlamına gelebilir. Ancak Türkiye'nin Hizbullah ile doğrudan bir bağı bulunmasa da, bu gelişmeler Türkiye'nin Arap dünyasıyla ilişkilerini ve Orta Doğu'da oluşabilecek yeni ittifakları etkileyecektir. Dolayısıyla Ankara, bu süreci yakından takip ederek dengeli bir dış politika izlemek durumunda.