İngiltere'nin Bristol kenti, uyuşturucu politikasında köklü bir değişime imza atarak kendini 'zarar azaltma şehri' ilan etti. Belediye meclisinde kabul edilen önergede, uyuşturucu kullanıcılarına güvenli bir ortamda tüketim imkânı sunacak ve tedavi hizmeti verecek bir tesisi kurma yolunda önemli bir adım atıldı. Yeşiller Partisi'nin öncülüğünde hazırlanan önerge, mecliste büyük oranda destek buldu. Yetkililer, bu adımın uyuşturucuya bağlı ölümleri azaltmayı ve kullanıcıları rehabilitasyon programlarına yönlendirmeyi hedeflediğini belirtti.
İngiltere'de yeni bir dönem mi başlıyor?
Uyuşturucu tüketim merkezleri, dünyada birçok ülkede uygulanmasına karşın Birleşik Krallık'ta henüz yaygınlaşmış değil. Bristol’deki bu girişim, İngiltere'nin geleneksel cezai yaklaşımdan sağlık temelli bir modele geçişinde sembolik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Yeşiller Partisi'nin yerel meclis üyeleri, bu politika değişikliğinin kanıta dayalı olduğunu ve Avrupa'daki benzer uygulamaların (İsviçre, Hollanda, Portekiz) başarılı sonuçlar verdiğini vurguluyor. Muhafazakâr Parti kanadı ise bu tür merkezlerin madde kullanımını özendireceği ve toplumda kabul edilebilirliği artıracağı gerekçesiyle karşı çıkıyor. Glasgow'da benzer bir merkezin açılması ise hukuki engellere takılmıştı.
Birleşik Krallık’ta uyuşturucu politikası tartışmaları
Bristol’deki gelişme, İngiltere genelinde uyuşturucu yasalarının gözden geçirilmesi yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Özellikle opioid krizi ve sentetik uyuşturuculardan kaynaklanan ölümlerin artması, hükümeti alternatif çözüm arayışına itmişti. İçişleri Bakanlığı, henüz resmi bir pozisyon değişikliği sinyali vermese de, yerel yönetimlerin inisiyatif almasına sıcak bakmadığı biliniyor. Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi verilerine göre, Birleşik Krallık uyuşturucuya bağlı ölümlerde kıtanın en yüksek oranlarına sahip ülkelerinden biri. Bu durum, kamuoyunda ve sivil toplum kuruluşlarında baskıyı artırıyor.
Küresel bağlam ve örnekler
Uyuşturucu tüketim odaları, ilk olarak 1986'da İsviçre'de hayata geçirildi. Bugün dünya genelinde yaklaşık 120 tane aktif tüketim merkezi bulunuyor. Portekiz, 2001'de uyuşturucu kullanımını suç olmaktan çıkararak krizle baş etmeyi başaran en dikkat çekici örnek. Danimarka, Norveç ve Kanada da bu modeli benimseyen ülkeler arasında. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), zarar azaltma yaklaşımının madde bağımlılığıyla mücadelede bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önleme ve ölüm oranlarını düşürme açısından etkili olduğunu belirtiyor. Ancak bu merkezler, muhafazakâr çevrelerde 'uyuşturucuya izin verme' olarak görülüp tepki çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki bu gelişme, Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadele politikaları için doğrudan bir bağlayıcılık taşımasa da, uluslararası alandaki tartışma yönelimini göstermesi açısından önemli. Türkiye, uyuşturucuyla mücadelede ağırlıklı olarak cezai yaptırımları ve önleyici polisiye tedbirleri benimsiyor. Bristol modelinin başarılı olması halinde, özellikle Avrupa Birliği uyum sürecinde zarar azaltma stratejilerinin gündeme gelmesi muhtemel. Öte yandan, Türkiye’nin sentetik uyuşturucu kullanımındaki artış ve genç nüfusun risk altında olması, alternatif yaklaşımların tartışılmasını gerektirebilir. Ancak mevcut hükümet politikası, uyuşturucu kullanımının suç olmaktan çıkarılmasına kesinlikle karşı çıkıyor ve bu tür merkezlerin toplumda kabul görmesi zor görünüyor.