BRICS ülkeleri, Orta Doğu'da tırmanan savaş ortamında taraflara "azami itidal" çağrısında bulundu. Grup, bölgedeki çatışmaların daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşmesini önlemek için diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini vurguladı. Çağrı, İsrail'in Gazze'ye yönelik operasyonları, Lübnan'daki gerilim ve Kızıldeniz'deki güvenlik sorunlarının gölgesinde geldi.
Gelişmenin arka planı
BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika'nın 2009'da kurduğu ve son yıllarda genişleyen bir oluşum. 2024'te Mısır, Etiyopya, İran, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın katılımıyla grup, küresel Güney'in önemli bir platformuna dönüştü. İran'ın üyeliği, Orta Doğu dengeleri açısından kritik bir boyut ekledi. Nitekim İran, BRICS içindeki konumunu İsrail karşıtı söylemlerde kullanıyor.
Grubun Orta Doğu açıklamaları, son dönemde artan İsrail-Lübnan Hizbullah gerginliği ve Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'deki ticaret gemilerine yönelik saldırılarıyla şekillendi. ABD ve İngiltere, Husilere yönelik operasyonlar düzenlerken, İran da bölgedeki vekil grupları üzerinden baskıyı artırıyor. BRICS'in çağrısı, bu çok katmanlı krizde diplomatik bir müdahale girişimi olarak okunuyor.
BRICS üyeleri arasında tam bir ortak tutum olmasa da, açıklama Çin ve Rusya'nın bölgedeki etkisini artırma çabasıyla örtüşüyor. Çin, İran ve Suudi Arabistan arasındaki normalleşme sürecinde arabuluculuk yapmıştı. Rusya ise Suriye ve İran ile askeri bağlarını koruyor. Hindistan ise İsrail ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Bu nedenle BRICS'in çağrısı, tek sesli bir blok mesajından çok, farklı çıkarların ortak paydası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Orta Doğu'daki savaş, küresel enerji arzı ve ticaret yolları için doğrudan risk oluşturuyor. Kızıldeniz'deki saldırılar, Süveyş Kanalı trafiğini azalttı; bu da Avrupa ve Asya arasındaki tedarik zincirlerini vurdu. Brent petrol fiyatları, İran-İsrail gerilimine bağlı olarak dalgalanıyor.
BRICS ülkelerinin çağrısı, Batılı güçlerin bölgedeki askeri varlığını da dolaylı olarak sorguluyor. Grup, sorunların askeri değil siyasi yollarla çözülmesi gerektiğini savunuyor. Ancak İran'ın üyeliği, grubun İsrail'e yönelik tutumunda bir çifte standart eleştirisine yol açabilir. Yine de BRICS, küresel yönetişimde alternatif bir ses olma iddiasını sürdürüyor.
BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto kilitlenmesi, BRICS gibi platformların önemini artırıyor. Grup, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve sivillerin korunması çağrısı yapıyor. Açıklamada, Gazze'deki insani krizin sona erdirilmesi için acil ateşkes ihtiyacı vurgulandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, BRICS ile diyalog kanallarını güçlendirmeye çalışan bir NATO ülkesi olarak bu çağrıyı yakından izliyor. Ankara, Gazze'de ateşkes ve iki devletli çözüm için diplomatik girişimlerini sürdürüyor; BRICS'in itidal çağrısı, Türkiye'nin bölgesel istikrar hedefiyle örtüşüyor. Öte yandan Türkiye, BRICS'e tam üyelik başvurusu yapmış değil ama 2024'teki genişleme sonrası grupla ekonomik ve siyasi ilişkilerini artırdı. İran'ın BRICS üyeliği, Türkiye için hem bir fırsat hem de denge unsuru. Ankara, Batı ile Doğu arasında köprü rolünü koruyarak enerji ve ticaret yollarının güvenliğini önceliyor.