Bahreyn, İran ile birlikte düzenlenmesi planlanan Hürmüz Boğazı bakanlar toplantısına katılmayı reddetti. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler yeniden tesis edilmeden Bahreyn'in İran'ın yer alacağı hiçbir kolektif toplantıda taraf olmayacağı bildirildi. Karar, bölgesel gerilimin arttığı bir dönemde Manama'nın Tahran'a yönelik tutumunu netleştirmesi açısından dikkat çekti.
Gelişmenin arka planı
Bahreyn ile İran arasındaki diplomatik ilişkiler 2016 yılında kesildi. Suudi Arabistan'ın Şii din adamı Nimr el-Nimr'i idam etmesinin ardından Tahran'daki Suudi Arabistan Büyükelçiliği'ne yapılan saldırı sonrası Manama, Tahran ile tüm diplomatik bağlarını sonlandırmıştı. O tarihten bu yana iki ülke arasında resmi kanallar kapalı. Bahreyn yönetimi, İran'ı ülkedeki Şii muhalefeti desteklemek ve iç işlerine karışmakla suçluyor. Tahran ise bu iddiaları reddediyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. Son aylarda bölgede tankerlere yönelik sabotaj ve el koyma olayları artmış, ABD ve İran arasında karşılıklı restleşmeler yaşanmıştı. Bu bağlamda, İran'ın çağrısıyla Hürmüz'deki güvenlik durumunu görüşmek üzere bir bakanlar toplantısı düzenlenmesi gündeme gelmişti. Ancak Bahreyn, toplantıya katılmayarak İran'la doğrudan temas kurmayacağını gösterdi.
Bahreyn kararının, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez müttefiklerinin pozisyonuyla uyumlu olduğu değerlendiriliyor. Bu ülkeler de İran'la ilişkilerin normalleşmesi için ön koşullar öne sürüyor. Öte yandan Katar ve Umman gibi ülkeler zaman zaman arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor. Ancak Bahreyn'in açıklaması, Körfez İşbirliği Konseyi içinde İran'a karşı ortak bir cephe oluşturma çabalarını yansıtıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'na ilişkin toplantı fikri, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ın bölge ülkelerine yaptığı çağrı sonrası ortaya çıkmıştı. Tahran, boğazın güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğini savunuyor ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığına karşı çıkıyor. Ancak Bahreyn, ABD'nin Beşinci Filosu'na ev sahipliği yapıyor ve Washington'ın Körfez'deki en yakın müttefiklerinden biri. Bu nedenle Manama'nın İran'la aynı masaya oturması, ABD ile ilişkilerinde sorun yaratabilirdi.
İran, Hürmüz'deki gerginliği azaltmak için diplomatik bir açılım arıyor. Ancak Körfez ülkelerinin büyük bölümü, İran'ın bölgesel yayılmacılığından ve vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü politikalardan endişe duyuyor. Yemen'deki Husiler, Lübnan'daki Hizbullah ve Irak'taki Şii milisler, İran'ın nüfuz alanı olarak görülüyor. Bahreyn de kendi ülkesindeki Şii nüfus üzerinden İran'ın etki kurmaya çalıştığını iddia ediyor.
Toplantının iptal edilip edilmeyeceği henüz netleşmedi. İran'ın diğer Körfez ülkelerinden katılım sağlayıp sağlayamayacağı belirsiz. Bazı diplomatik kaynaklar, toplantının Bahreyn olmadan da yapılabileceğini ancak böylesi bir adımın İran'ın izolasyonunu kırmaya yetmeyeceğini belirtiyor. ABD ise Hürmüz'deki seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası bir mesele olduğunu vurguluyor ve İran'ın boğazı kapatma tehditlerine karşı askeri tedbirler aldığını açıklamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bahreyn'in İran'la üst düzey bir toplantıya katılmayı reddetmesi, Körfez'deki derin güvensizliği bir kez daha gösterdi. Türkiye, bölgesel istikrar için İran ile Körfez ülkeleri arasında diyalog çağrısı yapıyor. Hürmüz'deki gerilim, enerji fiyatları ve deniz ticareti üzerinden Türkiye ekonomisini de etkiliyor. Ayrıca Türkiye, Katar ve Umman ile birlikte arabuluculuk rollerinde görünmeye çalışıyor. Ancak Bahreyn'in kararı, İran ile normalleşme süreçlerinin ön koşullu olduğunu ve kısa vadede mesafe alınmasının zor olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin izleyeceği denge siyaseti, hem Batı hem de Körfez nezdinde test ediliyor.