Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığının devam ettiği bir dönemde BRICS, üye ülkeler arasındaki derin jeopolitik fay hatlarının ortaya çıkmasıyla zorlu bir süreçten geçiyor. 2024 Ekim ayında Kazan’da gerçekleştirilen zirve, ittifakın giderek artan güvenlik sorunları üzerindeki uyumunu test ederken, bloğun geleceği hakkında soru işaretleri yarattı. İlk üyeleri Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika olan BRICS (Genişleme sonrası Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil), küresel güneyde alternatif bir güç olarak konumlanmıştı. Ancak Rusya’nın Batı ile arasındaki gerilim ve Batı yaptırımları, bloğun önceliklerini sarsarken, üyeler arasındaki ulusal çıkarlar giderek daha belirgin hale geliyor.
Güvenlik Endişeleri ve İttifak İçi Struggl
BRICS’in asıl amacı öncelikle ekonomik ve politik iş birliği olmakla birlikte, güvenlik konuları artan bir şekilde bloğun gündemini işgal etmektedir. Putin yönetimindeki Rusya, bloğu Batı karşıtı bir platform olarak kullanmaya çalışırken, diğer üyeler olan Hindistan ve Güney Afrika gibi ülkeler Batı ile daha derin ilişkilerini dengelemeye çalışmaktadır. Özellikle Hindistan, Rusya ile tarihsel olarak yakın bağlarını sürdürürken, Quad ve ABD ile stratejik ortaklık arayışında. Bu durum, BRICS’in ortak bir tutum geliştirme kapasitesini zayıflatıyor. Çin ise, ittifakı hem ekonomik hem de jeopolitik olarak etkilemeye çalışırken, Pakistan’ın bloğa katılım talepleri Hindistan ile yeni gerilimler yaratma potansiyeli taşıyor. Yükselen bu fay hatları, bloğun “tek yumruk” gibi hareket etmesini engelliyor ve güvenlik meselelerinde sürekli bir tıkanıklık gözleniyor.
Rusya’nın özellikle 2024’te BLNS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ülkeleriyle başlatığı yeni ödeme sistemleri ve doları azaltma çabaları, ekonomik başlıkları da güvenlik kaygılarıyla iç içe geçirmiştir. Rusya’nın işgali nedeniyle Batı’nın yaptırımlarına maruz kalan Rusya, BRICS üyelerinden finansal destek beklerken, bu durum Hindistan ve Brezilya’nın Rusya ile ilişkilerini Batı ile olan bağlarını bozmadan yürütme konusunda hassas dengeler kurmalarına neden oluyor. Örneğin, Hindistan’ın Rusya’dan ham petrol ithalatı hacim olarak arttı, ancak bu ithalatlar ödenirken dolardan kaçınmak için alternatif yollar arandı. Bu arayış, BRICS’in ortak bir para birimi oluşturma projesini yeniden gündeme getirse de, üyelerin ekonomik yapılarındaki farklılıklar ve siyasi dirençler bu hedefi gerçekleştirilmesi zor bir hayal haline getiriyor
Küresel Güneyde Bölünme veya Yeni Fırsatlar
BRICS’in genişleme süreci, bloğun küresel Güney’deki temsil gücünü artırma hedefiyle başlamıştı. Ancak yeni üyelerin katılımı, ittifak içindeki heterojenliği daha da belirginleştirdi. Özellikle İran ile Suudi Arabistan’ın bölgesel rakiplikleri, BRICS toplantılarında gergin anların yaşanmasına neden olabilir. Yine de, bu genişleme, BRICS’in küresel ekonomideki payını güçlendiriyor ve Batı’nın ağırlığını dengeleme potansiyeli taşıyor. Küresel güneyin yükselen ekonomileri, dönüşümlü olarak kalkınma finansmanı ve ticaret fırsatları arayışında. Bu bağlamda, BRICS’in yeni kalkınma bankası olan NDB, altyapı projelerine fon sağlamaya devam ederken, üyelerin sürdürülebilir enerji ve iklim değişikliği konusundaki farklı öncelikleri ortak bir stratejiye dönüştürmek zor görünüyor.
Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile Rusya-Çin ekseni arasındaki artan koordinasyon, bazı Batılı analistlerce “otoriteryen ittifak” olarak nitelendirilirken, Hindistan ve Brezilya gibi ülkeler bu klişeden sıyrılmaya özen gösteriyor. Bu ülkeler, BRICS’in Batı karşıtı bir blok olmasına değil, çok kutuplu dünya düzeninin inşasına katkıda bulunmasına odaklanmak istiyor. Ancak Rusya’nın Ukrayna’daki eylemleri ve Çin’in Tayvan üzerindeki baskısı, Batı kamuoyunda BRICS’e olan bakışı daha şüpheci bir hale getiriyor. Yine de, küresel Güney ülkelerinin çoğu, Batı ya da BRICS ayrımı yapmak yerine, her iki tarafla da kazançlı ilişkiler geliştirmeye çalışıyor. Bu pragmatik yaklaşım, BRICS’in salt bir karşı kutup olmaktansa bir denge unsuru olarak konumlanmasına fırsat veriyor.
Tek Dünya İçin Öneriler
BRICS’in bu kırılgan dönemde ayakta kalabilmesi için öneriler arasında; güvenlik konularını ana gündem maddesi haline getirmemesi ve ekonomik iş birliği odaklı müzakere masasını sürdürmesi geliyor. Ayrıca, üyeler arasındaki ticaret anlaşmazlıkları ve bölgesel çatışmaların (örneğin, Keşmir, İsrail-Filistin, Basra Körfezi gibi) doğrudan çözümü için ittifak içi bir mekanizma oluşturulması yerine, bu konuları diğer uluslararası forumlara bırakması öneriliyor. Bunun yanında, BRICS’in daha katılımcı ve şeffaf bir yönetim yapısı benimsemesi, küçük üyelerin her zaman büyük üyelerin gölgesinde kalmamasını sağlayabilir. Özellikle Rusya’nın baskın tavrının yumuşatılması, ittifakın ortak aklını güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BRICS’in yaşadığı bu dönüşüm, Türkiye açısından önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye, uzun süredir BRICS’e üyelik konusunda ilgisini dile getirmiş, ancak Batı ittifakındaki konumunu da korumak istemektedir. Bu ara bölgede, ittifakın güvenlik eksenli bölünmesi, Türkiye’nin dengeci dış politikası için zorluk oluşturabilir. Rusya, Türkiye ile enerji ve savunma iş birliğini derinleştirse de; Türkiye’nin NATO içindeki rolü, BRICS’e tam üyelik ihtimalini sınırlıyor. BRICS’in Batı’ya karşı bir blok olmaktan ziyade çok kutuplu dünyada bir denge unsuru olarak kalması, Türkiye’nin çıkarına olacaktır. Örneğin, Türkiye’nin enerji ticaretinde dolardan vazgeçme projeleri, BRICS’in yerel para birimiyle ticaret hedefleriyle örtüşebilir. Bu nedenle Türkiye, BRICS toplantılarına gözlemci statüsünde katılmayı sürdürüp bu bloğun evriminde aktif bir rol üstlenebilir.