Brezilya'da pazar günü düzenlenen başkanlık seçiminin ilk turunda hiçbir aday yüzde 50'nin üzerinde oy alamadı ve ülke 25 Ekim'de ikinci tura gidiyor. Seçim, görevdeki Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ile Senatör Flávio Bolsonaro arasında kıyasıya bir yarışa sahne oldu. İlk sonuçlara göre Flávio Bolsonaro, Lula'nın önünde görünüyor; ancak fark, kesin bir zafer ilan etmek için yeterli değil. Bölgede sağa kayışın hızlandığı bir dönemde yapılan seçim, Brezilya'nın siyasi geleceği kadar Latin Amerika'nın jeopolitik yönelimi açısından da kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Seçimin arka planı ve adaylar
Brezilya'da seçmenler, ülkenin son yıllardaki en kutuplaşmış seçimlerinden birinde sandık başına gitti. Görevdeki Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, sol çizgideki İşçi Partisi'nin (PT) geleneksel ismi olarak yeniden iktidarını korumayı hedefliyor. Lula, daha önce iki dönem başkanlık yapmış, yolsuzluk suçlamalarıyla hapis cezası almış, ardından cezası iptal edilerek siyasi hakları iade edilmiş bir figür. Karşısındaki Senatör Flávio Bolsonaro ise eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu. Jair Bolsonaro, seçim yenilgisinin ardından çıkan 8 Ocak 2023 Kongre baskını olayları nedeniyle yargılanmış ve hüküm giymiş durumda. Dolayısıyla bu seçim, yalnızca iki aday arasında değil, aynı zamanda Brezilya'nın son on yılda yaşadığı siyasi çalkantıların bir devamı niteliğinde.
Seçim kampanyası, ekonomik yavaşlama, enflasyon baskısı, Amazon ormanlarının korunması ve kamu güvenliği gibi başlıklarda yoğunlaştı. Lula, sosyal refah programlarını genişletme ve yoksullukla mücadele vaatlerini öne çıkarırken; Flávio Bolsonaro, babasının mirasını sürdürerek güvenlik, dindar muhafazakâr değerler ve serbest piyasa politikalarını savundu. Anketler, yarışın baştan itibaren başa baş geçeceğini gösteriyordu; nitekim ilk tur sonuçları da bu öngörüyü doğruladı. İkinci tura kalan iki aday, şimdi kilit seçmen bloklarını ve elenen adayların tabanlarını kazanmak için yoğun bir kampanya yürütecek.
Bölgesel ve küresel boyut
Brezilya, Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi ve bölgesel siyasette belirleyici bir aktör. Son yıllarda Arjantin, Şili, Kolombiya gibi ülkelerde sağ ve merkez sağ iktidarların yükselişi, bölgede bir yön değişimine işaret ediyor. Brezilya'da Flávio Bolsonaro'nun kazanması hâlinde bu eğilim daha da güçlenecek; Lula'nın zaferi ise sol dalganın yeniden canlanması anlamına gelecek. Seçim sonucu, Mercosur ticaret bloğu, Amazon iş birliği anlaşmaları ve iklim politikaları üzerinde doğrudan etkili olacak. Özellikle Amazon yağmur ormanlarının korunmasına yönelik uluslararası baskı, Brezilya'nın Avrupa Birliği ile yürüttüğü ticaret müzakerelerinde belirleyici bir başlık hâline gelmiş durumda. Ayrıca Brezilya'nın BRICS içindeki rolü, Çin ve Rusya ile ilişkileri ve ABD ile dengeli bir dış politika izleme kapasitesi, ikinci turun sonucundan etkilenecek. Washington, bölgede Çin'in artan etkisini dengelemek için Brezilya ile ilişkilerini yakından takip ediyor. Seçim, küresel tahıl ve enerji piyasaları açısından da önem taşıyor; zira Brezilya, soya, mısır, demir cevheri ve petrol ihracatında dünya liderleri arasında yer alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brezilya seçimi, Türkiye'nin Latin Amerika ile gelişen ticari ve diplomatik ilişkileri açısından yakından izlenmeli. Türkiye, son yıllarda Brezilya ile tarım, savunma sanayii ve enerji alanlarında iş birliğini artırdı; iki ülke arasındaki ticaret hacmi istikrarlı bir yükseliş gösteriyor. Lula'nın olası zaferi, sol ve çok kutuplu dış politika eğilimiyle Türkiye'nin bölgesel açılımlarına paralel düşebilir. Flávio Bolsonaro'nun kazanması hâlinde ise Batı yanlısı ve piyasa odaklı bir çizgi bekleniyor; bu durum Türkiye'nin Brezilya ile savunma ve ticaret anlaşmalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Ayrıca BRICS içindeki dengeler ve Amazon'a yönelik iklim politikaları, Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve karbon vergisi müzakerelerindeki pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. İkinci tur, Ankara'nın Latin Amerika stratejisi için kritik bir takvim aralığı oluşturuyor.