Brezilya'da 2026 başkanlık seçimi için oy verme işlemi başladı. Ülke genelinde sandıklar açıldı ve milyonlarca seçmen, devlet başkanını belirlemek üzere oy kullanmaya başladı. Kamuoyu yoklamaları, görevdeki solcu Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ile aşırı sağcı eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro'nun oğlu Flávio Bolsonaro arasında kıyasıya bir yarış olduğunu ortaya koyuyor. Anketlere göre ilk turda hiçbir adayın yüzde 50'yi geçmesi beklenmiyor; bu nedenle seçimin ikinci tura kalması kuvvetle muhtemel.
Seçim Yarışının Arka Planı
Brezilya, 2022 seçimlerinin ardından derin bir siyasi kutuplaşma yaşadı. Jair Bolsonaro, 2022'de Lula'ya karşı kaybetti ancak seçim sonuçlarını sorguladı ve destekçileri 8 Ocak 2023'te başkent Brasília'daki Kongre, Devlet Başkanlığı Sarayı ve Yüksek Mahkeme binalarına saldırdı. Bu olayların ardından Bolsonaro'nun siyasi yasaklı hale getirilmesi gündeme geldi. 2026 seçimlerinde Bolsonaro'nun doğrudan aday olamaması nedeniyle ailesinden bir ismin, oğlu Flávio Bolsonaro'nun adaylığı öne çıktı. Flávio Bolsonaro, babasının mirasını sürdüreceğini ve sağ seçmenin oyunu toplayacağını savunuyor.
Lula da Silva ise 2022'deki zaferinin ardından ekonomi politikaları ve sosyal programlarla yeniden seçilmeyi hedefliyor. Ancak yüksek enflasyon, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve yolsuzluk iddiaları Lula'nın oy oranını baskılıyor. Son anketler, Lula'nın yüzde 40-45, Flávio Bolsonaro'nun ise yüzde 35-40 bandında olduğunu gösteriyor. İlk turda geçerli oyların yüzde 50'sini alan aday doğrudan kazanacak; aksi halde en çok oy alan iki aday ikinci turda yarışacak.
Seçim süreci, Brezilya'nın demokratik kurumlarına yönelik güven açısından da kritik. Yüksek Seçim Mahkemesi (TSE), seçim güvenliğini sağlamak için geniş önlemler aldı. Uluslararası gözlemciler de süreci takip ediyor. Brezilya, Latin Amerika'nın en büyük ekonomisi ve bölgesel bir güç olarak, seçim sonuçları sadece ülke içinde değil, tüm kıtada yankı bulacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Brezilya seçimleri, Latin Amerika'nın siyasi yönelimini etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Son yıllarda bölgede sol dalga güçlenirken, Arjantin'de Javier Milei gibi sağcı popülist liderlerin yükselişi dikkat çekiyor. Lula'nın zaferi, bölgesel entegrasyon ve Çin ile ilişkilerin derinleşmesi anlamına gelebilir. Flávio Bolsonaro'nun olası zaferi ise Brezilya'nın dış politikasını ABD ve Batı'ya yakınlaştırabilir, iklim politikalarında geri adımlar atılabilir.
Küresel anlamda Brezilya, BRICS üyesi ve G20 ekonomisi olarak önemli bir aktör. Tarım ihracatı, Amazon ormanlarının korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele gibi konularda Brezilya'nın tutumu dünya için belirleyici. Özellikle Amazon'daki ormansızlaşma, son yıllarda Lula döneminde azalma gösterse de hâlâ endişe verici boyutlarda. Flávio Bolsonaro'nun zaferi, çevre politikalarında dramatik bir değişiklik yaratabilir ve Paris İklim Anlaşması taahhütlerini riske atabilir.
Seçim sonucu, ABD-Çin rekabetinde de bir denge unsuru olarak görülüyor. Brezilya, her iki ülkeyle de derin ticari bağlara sahip. Lula yönetimi, Çin ile ticari ilişkileri güçlendirirken, ABD ile de diyalogu sürdürüyor. Muhalefetin zaferi, Washington ile askeri ve ekonomik işbirliğini artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brezilya seçimleri, Türkiye'nin Latin Amerika ile gelişen ilişkileri açısından yakından izlenmeli. Türkiye, son yıllarda Brezilya ile ticaret hacmini artırdı ve MERCOSUR ile diyalog sürecini başlattı. Lula'nın yeniden seçilmesi, Türkiye ile Brezilya arasındaki ekonomik işbirliğinin ve çok taraflı platformlardaki eşgüdümün devamını sağlayabilir. Öte yandan, Bolsonaro kampının zaferi, Türkiye'nin bölgedeki yumuşak gücünü yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Ayrıca, Brezilya'nın iklim politikalarındaki olası bir değişim, küresel iklim müzakerelerinde Türkiye'nin pozisyonunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türk iş dünyası için Brezilya, tarım, savunma ve enerji alanlarında fırsatlar barındırıyor; seçim sonucu bu fırsatların yönünü belirleyecek.