Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının üzerinden on yıl geçti. 2016'daki referandumun ardından başlayan Brexit süreci, İngiliz siyasetinin en tartışmalı kararlarından biri olarak hafızalara kazındı. Brexit'in savunucuları, kararın hala doğru olduğunda ısrar ediyor: "Brexit yanlış gitmedi." Onlara göre, Birleşik Krallık'ın egemenliğini geri kazanması, bağımsız bir ticaret politikası izlemesine ve küresel fırsatları değerlendirmesine olanak tanıdı. Ancak karşıt görüşteki uzmanlar, ekonomik büyümede yavaşlama, ticaret engelleri ve iş gücü kıtlığı gibi sorunlara dikkat çekiyor. Kamuoyu araştırmaları, İngilizlerin çoğunluğunun şimdi Brexit'i bir hata olarak gördüğünü ortaya koysa da, hükümet "Küresel Britanya" vizyonunu sürdürmeye kararlı.
On yılın muhasebesi
Brexit referandumunun üzerinden geçen 10 yıl, İngiltere'nin AB ile ilişkilerinde önemli değişikliklere sahne oldu. 2020'de imzalanan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması ile ticari ilişkiler yeniden düzenlendi. Ancak yeni gümrük kontrolleri, ihracatçılar için bürokratik engeller yaratırken, hizmet sektöründe de belirsizlikler devam ediyor. Brexit yanlıları, özellikle balıkçılık ve tarım gibi sektörlerde AB düzenlemelerinden kurtulmanın faydalarını vurguluyor. Öte yandan, bağımsız kuruluşların raporları, Brexit'in İngiltere ekonomisine yılda yaklaşık %4 ila %5 arasında bir kayba yol açtığını tahmin ediyor. Enflasyon ve iş gücü kıtlığı gibi sorunlar, Brexit'in etkileriyle birleşince halkın memnuniyetsizliği artıyor.
Küresel bağlamda Brexit
Brexit, sadece İngiltere-AB ilişkilerini değil, küresel dengeleri de etkiledi. İngiltere, AB'den ayrıldıktan sonra Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya gibi ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları imzaladı. Ancak ABD ile kapsamlı bir ticaret anlaşması henüz mümkün olmadı. Göç politikalarında da değişiklikler yaşandı; AB vatandaşlarının serbest dolaşımı sona erdi, ancak iş gücü açığını kapatmak için yeni göç sistemleri devreye alındı. İngiltere'nin bağımsız bir dış politika izleme çabası, Çin ve Rusya ile ilişkilerde farklı dinamikler yarattı. Özellikle Ukrayna savaşı sonrası İngiltere, AB ile ortak hareket etme eğilimini korudu. Brexit'in en büyük siyasi etkisi ise İskoçya ve Kuzey İrlanda'da görüldü; İskoçya'nın bağımsızlık talebi güçlenirken, Kuzey İrlanda protokolü İngiltere-AB ilişkilerinde yeni gerilimlere yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı olsa da, dolaylı yansımaları dikkate değer. İngiltere, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri; 2023'te iki ülke arasındaki ticaret hacmi 20 milyar doları aştı. Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması, Türk ihracatçıları için avantaj sağladı. Ancak İngiltere'nin AB'den ayrılması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde bir model olarak Brexit'in referans alınmasına yol açtı. Özellikle Avrupa Birliği'ne üyelik sürecinde Brexit, egemenlik tartışmalarının odağına oturdu. Küresel ölçekte Brexit, korumacılık ve ulusal egemenlik eğilimlerini güçlendirdi. Türkiye, kendi dış politikasında bu dengeyi gözetmek durumunda.