10 yıl önce, 23 Haziran 2016’da Birleşik Krallık (BK), Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararı almak üzere sandık başına gitti. Yüzde 51,9 “Leave” (Ayrıl) oyuyla sonuçlanan referandum, ülkenin siyasi ve ekonomik rotasını kökten değiştirdi. ‘Brexit’ olarak anılan bu süreç, BK’yı AB’den resmen ayırdı ancak on yıl sonra hâlâ tartışmalar bitmiş değil. Başta ticaret, göç, egemenlik ve kimlik kavramları olmak üzere birçok alanda soru işaretleri devam ediyor. Peki, Brexit gerçekten işe yaradı mı?
Ekonomik ve Ticari Dönüşüm
Brexit’in en somut etkileri ekonomide görüldü. AB ile imzalanan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması (TCA), BK’nın AB’ye ihracatında gümrük kontrolleri, düzenleyici uyum ve tarife dışı engeller yarattı. İngiltere Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, Brexit sonrası BK ekonomisi benzer büyüklükteki AB ülkelerine kıyasla yüzde 4-6 oranında daha küçük kaldı. Ticaretin maliyeti arttı, özellikle gıda ve ilaç gibi sektörlerde tedarik zincirleri aksadı.
Öte yandan, Brexit yandaşları bağımsız ticaret politikalarının yeni fırsatlar yaratacağını savunuyordu. BK, AB’den ayrıldıktan sonra Avustralya, Yeni Zelanda ve Japonya ile ticaret anlaşmaları imzaladı. Ancak bu anlaşmaların ekonomik büyümeye katkısı, AB pazarındaki kayıpları telafi edemedi. Hizmet sektörü, özellikle finansal hizmetler, Londra’nın küresel bir merkez olarak konumunu korusa da AB ile eşdeğerlik düzenlemelerindeki belirsizlikler sektörü zorluyor.
Göç ve Siyasi Etkiler
Brexit kampanyasının en güçlü argümanlarından biri göç kontrolünü yeniden ele almaktı. BK, AB’den ayrıldıktan sonra puan bazlı bir göç sistemi getirdi. Ancak sınırlı iş gücü arzı tarım, inşaat ve sağlık gibi sektörlerde ciddi personel sıkıntısına yol açtı. AB vatandaşlarının serbest dolaşımı sona erdi, ancak BK vatandaşlarının AB ülkelerinde çalışma ve oturma hakları da daraldı.
Siyasi olarak Brexit, BK’nın iç siyasetinde derin kutuplaşmaya neden oldu. İskoçya’da bağımsızlık yanlısı hareket güçlendi; Kuzey İrlanda Protokolü, bölge ile BK arasında gerginlik yarattı. Muhafazakâr Parti içinde Brexit yanlısı ve karşıtı kanatlar arasındaki çekişmeler hükümet istikrarını sarstı. Boris Johnson’ın ardından gelen başbakanlar, Brexit’in tamamlanmasından çok sonuçlarını yönetmeye çalıştı.
Küresel Bağlamda Brexit
Brexit, küresel jeopolitik dengeleri de etkiledi. BK, AB’den ayrıldıktan sonra bağımsız bir ticaret ve dış politika izleme kapasitesini artırmaya çalıştı. ‘Küresel Britanya’ vizyonu kapsamında Hint-Pasifik’e yönelme, CPTPP’ye (Trans-Pasifik Ortaklığı) katılım ve AUKUS gibi savunma işbirlikleri öne çıktı. Ancak AB ile ilişkiler tam olarak normalleşemedi; gümrük kontrolleri ve balıkçılık gibi konulardaki anlaşmazlıklar devam ediyor.
Rusya-Ukrayna savaşı ve enerji krizi, BK’nın AB ile işbirliğini zorunlu kıldı. Savunma, yaptırımlar ve enerji güvenliği konularında iki taraf benzer pozisyon alsa da Brexit’in yarattığı güven sorunu aşılamadı. AB’nin genişleme ve derinleşme tartışmaları, BK’nın eski üye olarak model oluşturma potansiyelini gölgeledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit, Türkiye için karmaşık bir çerçeve sunuyor. Ticarette BK ile AB arasındaki yeni duvarlar, Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamındaki ihracatını dolaylı olarak etkileyebilir. BK, Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından biri olmayı sürdürse de, Brexit sonrası BK’nın AB ile uyumdan uzaklaşan regülasyonları, Türk ihracatçıları için ek uyum maliyetleri doğurabilir. Stratejik olarak, BK’nın NATO ve savunma işbirliğindeki rolü Türkiye için önemlidir; ancak BK’nın AB’den uzaklaşması, AB-Türkiye ilişkilerinde dengeleri değiştirebilir. Brexit’in yarattığı jeopolitik dalgalanmalar, Türkiye’nin çok yönlü diplomasisinde dikkate alınması gereken bir faktör olarak öne çıkıyor.