Guardian gazetesinin kapsamlı bir veri analizine göre, 2016 Brexit referandumunda Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullanan bölgelerde, referandumdan bu yana yabancı işçi sayısında göreceli olarak daha hızlı bir artış yaşandı. Ancak aynı bölgeler, aynı dönemde ekonomik göstergelerde göreceli bir düşüş kaydetti. Bu çelişkili durum, Brexit sonrası Birleşik Krallık'ın işgücü piyasasında yaşanan dönüşümün karmaşık etkilerini gözler önüne seriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Brexit Oylaması ve İşgücü Dinamikleri
Guardian'ın Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) verilerine dayandırdığı araştırmaya göre, 2016-2024 yılları arasında Brexit yanlısı bölgelerde yabancı işçi istihdamı, kalan yanlısı bölgelere kıyasla yüzde 3,5 daha hızlı arttı. Bu artış, özellikle tarım, sağlık ve inşaat sektörlerinde yoğunlaştı. Öte yandan, aynı bölgelerde kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyümesi ve medyan gelirdeki artış, kalan yanlısı bölgelere göre daha düşük kaldı. Araştırmacılar, bu durumun, yabancı işçilerin düşük ücretli ve güvencesiz işlerde yoğunlaşmasına bağlı olabileceğini belirtiyor.
Brexit referandumu, 2016 yılında Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılmasına yüzde 51,9 oranında destek verilmesiyle sonuçlanmıştı. O dönemde 'Kal' oyu veren bölgeler genellikle Londra, İskoçya ve Kuzey İrlanda gibi daha kozmopolit ve ekonomik olarak güçlü alanlarken, 'Ayrıl' oyu veren bölgeler daha çok kırsal kesimler ve eski sanayi şehirlerinde yoğunlaşmıştı. Guardian'ın bulguları, bu bölgesel eşitsizliklerin Brexit sonrasında da devam ettiğini ve hatta bazı açılardan derinleştiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Göçmen İşçiler ve Ekonomik Dönüşüm
Guardian'ın analizi, Brexit'in yabancı işgücü üzerindeki etkilerinin sadece Birleşik Krallık'la sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Küresel ölçekte, Brexit sonrası AB vatandaşlarının Birleşik Krallık'a göçünde belirgin bir düşüş yaşanırken, AB dışı ülkelerden gelen işçi sayısı arttı. Bu durum, Birleşik Krallık'ın işgücü piyasasının giderek daha çok AB dışı göçmenlere bağımlı hale geldiğini gösteriyor. Aynı zamanda, Brexit yanlısı bölgelerdeki yabancı işçi artışı, bu bölgelerin demografik yapısında da değişimlere yol açıyor.
Uzmanlar, bu eğilimin uzun vadede hem ekonomik hem de siyasi sonuçları olabileceğini belirtiyor. Ekonomik olarak, düşük ücretli işlerde çalışan yabancı işçi sayısındaki artış, yerel işgücünün ücretlerini baskılayabilir ve işsizlik oranlarını artırabilir. Siyasi olarak ise, Brexit yanlısı bölgelerin demografik yapısındaki değişim, gelecekteki seçimlerde oy verme davranışlarını etkileyebilir. Guardian'ın haberi, bu dinamiklerin özellikle 2024 genel seçimleri öncesinde siyasi partiler tarafından nasıl ele alınacağının kritik olduğunun altını çiziyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Birleşik Krallık'ın Brexit sonrası işgücü politikalarında AB dışı ülkelere daha açık hale gelmesinden potansiyel olarak faydalanabilir. Özellikle nitelikli işgücü ve sağlık sektöründe yaşanan açık, Türk vatandaşları için yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak Guardian'ın raporu, bu fırsatların düşük ücretli ve güvencesiz işlerle sınırlı olabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin, Brexit sonrası Birleşik Krallık ile ticaret anlaşması kapsamında işgücü hareketliliğini artırmak için lobi faaliyetlerini yoğunlaştırması gerekebilir; ancak bu, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin seyrine bağlı olacaktır.