Birleşik Krallık'ın 2016'daki Brexit referandumu, Avrupa Birliği'ni sarsmak yerine tersine bir etki yarattı: AB'ye üye ülkelerde kamuoyunun birliğe desteği, o günden bu yana belirgin şekilde arttı. Avrupa Komisyonu'nun Eurobarometer anketlerine göre, AB üyeliğine olumlu bakan vatandaşların oranı 2016'daki ortalama yüzde 58'den 2024'te yüzde 72'ye yükseldi. Bu eğilim, Brexit'in uyandırdığı 'birlik bilinci' ve AB'nin krizlere karşı gösterdiği dayanıklılıkla açıklanıyor.
Brexit sonrası AB'de dayanışma dalgası
İngiltere'nin ayrılık kararı, AB ülkelerinde bir 'uyanış' etkisi yarattı. Referandum sonuçlarının ardından birçok Avrupalı, birliğin dağılabileceği endişesiyle üyeliklerine daha sıkı sarıldı. Özellikle Fransa, Almanya ve İtalya gibi kurucu ülkelerde AB'ye destek, Brexit öncesi seviyelerin oldukça üzerine çıktı. Eurobarometer verilerine göre, 2016'da Fransa'da yüzde 48 olan destek oranı 2024'te yüzde 68'e, Almanya'da yüzde 61'den yüzde 79'a, İtalya'da ise yüzde 47'den yüzde 63'e yükseldi. Bu artış, sadece AB'nin ekonomik faydalarına değil, aynı zamanda siyasi istikrar ve ortak değerlere verilen öneme de işaret ediyor.
Birlik, kriz yönetiminde sınav verdi
Brexit süreci, AB'nin kriz yönetimindeki kapasitesini de test etti. İngiltere ile yürütülen karmaşık müzakereler, AB'nin birliği koruma ve ortak çıkarları savunma konusundaki kararlılığını gösterdi. Kovid-19 salgını ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi ardışık krizler, üye ülkeleri ortak hareket etmeye zorlayarak AB'yi daha da kenetledi. Özellikle ortak borçlanma mekanizması (NextGenerationEU) ve Rusya'ya yönelik yaptırımlar, AB'nin kriz anında hızlı ve etkili adımlar atabildiğini kanıtladı. Brexit sonrası AB'nin ekonomik performansı da dikkat çekiyor: IMF verilerine göre, AB ekonomisi 2016-2024 döneminde ortalama yıllık yüzde 2,1 büyüdü. Aynı dönemde İngiltere ekonomisi yüzde 1,6 büyüme kaydetti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit sonrası AB'nin güçlenmesi, Türkiye-AB ilişkileri açısından karmaşık bir tablo sunuyor. Bir yandan, AB'nin daha bütünleşmiş ve kararlı bir yapıya kavuşması, Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde karşısında daha homojen bir blok bulması anlamına geliyor. Öte yandan, AB'nin kriz yönetimindeki başarısı ve kamuoyu desteğindeki artış, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Türkiye, AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda ilerleme kaydetmek için bu dönemi fırsata çevirebilir. Ancak, AB'nin genişleme sürecine yönelik temkinli yaklaşımı ve Türkiye'deki demokrasi ve insan hakları endişeleri, ilişkilerin geleceğinde belirleyici olacak.