Avrupa Birliği (AB), Afganistan'dan Avrupa'ya yönelen düzensiz göçü engellemek ve sığınma başvurusu reddedilen Afganları ülkelerine geri göndermek amacıyla Taliban yönetimiyle ilk kez doğrudan müzakere masasına oturdu. Brüksel'de 8 Nisan 2025'te gerçekleşen toplantıya, Afganistan'ın Kabil'deki fiili yönetimini temsil eden bir heyet katılırken, görüşme insan hakları örgütlerinin sert tepkisine yol açtı. Taliban'ı terör örgütleri listesinde tutan ancak sahada fiili bir otorite olarak kabul eden AB, bu adımı pragmatik bir zorunluluk olarak savunuyor.
Görüşmenin arka planı: Geri kabul anlaşması arayışı
Afganistan'dan Avrupa'ya yönelen düzensiz göç, özellikle Pakistan ve İran üzerinden yapılan geçişlerle son yıllarda artış gösterdi. AB ülkeleri, sığınma başvuruları reddedilen Afganların geri gönderilmesi için Kabil yönetimiyle işbirliği yapılması gerektiğini düşünüyor. Bugüne kadar hiçbir AB üyesi ülke Taliban'ı resmen tanımamış olsa da, bazı ülkeler fiili ilişkiler kurmuştu. Brüksel'deki toplantı, AB'nin Taliban'la bu düzeydeki ilk resmi teması olarak kayda geçti. AB Komisyonu sözcüsü, görüşmenin teknik düzeyde gerçekleştiğini ve öncelikli konunun 'sığınmacıların geri dönüşü için pratik düzenlemeler' olduğunu belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut: İnsan hakları ikilemi
Taliban'la yapılan bu görüşme, AB'nin insan hakları ve uluslararası hukuk ilkeleriyle çeliştiği gerekçesiyle eleştiriliyor. Afganistan'da kadınların çalışma ve eğitim haklarını kısıtlayan, muhalifleri hedef alan Taliban yönetimi, Batılı ülkeler tarafından meşru bir hükümet olarak tanınmıyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, AB'yi 'Taliban'ı meşrulaştırmakla' suçlarken, AB ise 'pragmatik diplomasi' vurgusu yapıyor. Bu ikilem, özellikle sığınmacı kriziyle baş etmeye çalışan Avrupa'da, güvenlik ve insan hakları arasında bir denge arayışını yansıtıyor. Geri kabul anlaşması, Afganistan'daki insani durumun kötüleşmesi riskini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin Taliban'la doğrudan müzakereye girmesi, Türkiye'nin Afgan göçüyle ilgili politikalarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, İran üzerinden gelen Afgan göçmenler için önemli bir geçiş ve hedef ülke konumunda. AB'nin geri kabul anlaşması yapması halinde, Türkiye'ye yönelen Afgan göçü azalabilir; ancak bu aynı zamanda Türkiye'nin sınır güvenliği ve mülteci yükü üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Öte yandan, Türkiye'nin Taliban'la ilişkileri AB'den daha esnek; Ankara, Kabil'de diplomatik temsilcilik bulunduruyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Afganistan'da arabuluculuk rolünü güçlendirebilir, ancak aynı zamanda insan hakları ihlalleri nedeniyle Batı ile çelişki yaratabilir. Türkiye, uluslararası toplumun Taliban'la etkileşiminin şeffaf ve ilkeli olmasını savunuyor.