Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılma kararının 10. yılı geride kalırken, FRANCE 24 muhabiri Clovis Casali ülkedeki genel havayı değerlendirdi. Casali'ye göre, Brexit oylamasının üzerinden geçen on yılda, referandum sonucundan memnun olan neredeyse hiç kimse kalmadı. Muhabir, Brexit'in vaat ettiği ekonomik kazanç, egemenlik ve kontrolün gerçekleşmediğini, aksine ülkenin derin bir memnuniyetsizlik ve kutuplaşma içinde olduğunu belirtiyor. FRANCE 24, bu dönüm noktasında özel bir Revisited programı yayımlayarak, o dönemde 'Leave' ve 'Remain' kampanyalarında aktif rol alanlarla ve sıradan vatandaşlarla röportajlar yaptı.
Brexit'in vaatleri ve gerçekler
2016 referandumunda 'Leave' kampanyasının en önemli argümanlarından biri, AB bütçesine yapılan katkının sağlık hizmetlerine aktarılacağı vaadiydi. Ancak bu vaadin gerçekleşmediği görüldü. NHS'ye ek kaynak sağlanamadığı gibi, pandemi ve enflasyonun da etkisiyle sağlık sistemi krizle boğuşuyor. Ticaret anlaşmaları konusunda da beklentiler karşılanmadı; AB ile imzalanan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması, birçok sektörde ek bürokrasi ve maliyet getirdi. Özellikle balıkçılık ve tarım sektörlerinde ihracatçılar, yeni gümrük prosedürleri nedeniyle büyük zorluklar yaşıyor. İngiltere'nin AB dışında kendi ticaret anlaşmalarını yapma özgürlüğü ise henüz somut bir faydaya dönüşmedi. Hindistan, Avustralya gibi ülkelerle yapılan müzakereler istenen hızda ilerlemiyor.
Kamuoyunda derin hayal kırıklığı
Casali'nin görüştüğü kişiler arasında hem 'Leave' hem de 'Remain' seçmenleri yer alıyor. 'Leave' seçmenleri, Brexit'in uygulanmasındaki aksaklıklar ve vaatlerin tutulmaması nedeniyle hayal kırıklığı yaşarken, 'Remain' seçmenleri ise ayrılık kararının getirdiği ekonomik ve sosyal kayıplara vurgu yapıyor. Özellikle gençler arasında AB'ye yeniden katılma isteği güçlü. Anketler, Brexit sonrası İngiltere'nin AB'ye dönme olasılığının düşük olduğunu gösterse de, kamuoyundaki memnuniyetsizlik giderek artıyor. Ülke, hem pandemi hem de Ukrayna savaşının etkisiyle ekonomik zorluklarla mücadele ederken, Brexit'in ek yükü hissediliyor. İş gücü açığı, tedarik zinciri sorunları ve enflasyon, Brexit'in olumsuz sonuçları arasında sayılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in 10. yılında yaşanan bu hayal kırıklığı, Türkiye'nin AB ile ilişkileri açısından da bir ders niteliği taşıyor. Türkiye, AB üyeliği sürecinde benzer bir popülizm ve vaatler sarmalından kaçınmalıdır. Brexit, birliğin dağılmasının değil, ayrılan ülke için ne kadar maliyetli olabileceğinin kanıtıdır. Öte yandan, İngiltere ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerde Brexit sonrası imzalanan serbest ticaret anlaşması olumlu bir adım olsa da, İngiltere'nin ekonomik sıkıntıları bu ilişkiyi sınırlayabilir. Türkiye, AB ile mevcut Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve vize serbestisi gibi konularda Brexit'in yarattığı olumsuz havadan etkilenmemelidir. Ayrıca, Birleşik Krallık'ın AB'den ayrılması, Türkiye'nin AB içindeki potansiyel müttefik kaybı anlamına da gelmektedir.