İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararının üzerinden 10 yıl geçti. Brexit’in en çok etkilediği sektörlerden biri de müzik endüstrisi oldu. Büyük festivallerden küçük mekanlara, plak şirketlerinden bağımsız sanatçılara kadar İngiliz müzik sahnesi, Avrupa pazarına erişimde ciddi engellerle karşı karşıya. FRANCE 24 muhabiri Olivia Salazar-Winspear, İngiltere’den Avrupa’ya uzanan bir yolculukla sektörün nabzını tuttu. Referandumdan bu yana geçen sürede, İngiliz müziğinin en büyük ihracat kalemlerinden biri olan canlı performanslar, vize ve gümrük bürokrasisi nedeniyle sekteye uğradı.
Büyük Festivallerden Küçük Mekanlara: Erişim Sorunu
İngiltere’nin en büyük festivali Glastonbury’den İskoçya’daki TRNSMT’ye kadar birçok etkinlik, Brexit sonrası Avrupa’dan sanatçı getirmekte zorlanıyor. AB ülkelerinden müzisyenler artık İngiltere’de sahne almak için vize ve çalışma izni almak zorunda. Bu süreç hem zaman alıcı hem de maliyetli. Öte yandan İngiliz gruplar da Avrupa turnelerinde benzer sorunlarla karşılaşıyor. Fransa’nın başkenti Paris’teki küçük bir kulüp olan Le Caveau de la Huchette’nin işletmecisi Jean-Pierre Dubois, “Eskiden Londra’dan haftada iki üç grup gelirdi. Şimdi ayda bir anca geliyorlar. Vize derdi, ekipman gümrüğü derken her şey çok karmaşıklaştı” diyor. İngiliz grupların Avrupa’daki en büyük hayran kitlesine sahip olduğu Almanya’da ise durum daha vahim. Berlin’deki bağımsız mekan Cassiopeia’nın programcısı Klaus Schmidt, “Brexit’ten önce İngiliz bağımsız sahnesinin vazgeçilmez bir parçasıydık. Şimdi bu grupların yerini İsveçli, Danimarkalı ya da Alman gruplar alıyor. İngiliz kültürünün Avrupa’daki etkisi azalıyor” ifadelerini kullanıyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut: Müzik İhracatında Düşüş
Brexit’in etkisi sadece canlı performanslarla sınırlı değil. İngiliz müzik endüstrisinin yıllık ihracatı 2,5 milyar sterlin civarındayken, Brexit sonrası bu rakamın yüzde 20’ye varan oranda düştüğü tahmin ediliyor. Plak ve dijital platform gelirleri de AB ülkelerindeki telif hakları düzenlemeleri nedeniyle olumsuz etkilendi. Özellikle bağımsız plak şirketleri, AB pazarına ürün gönderirken yeni gümrük vergileri ve kargo maliyetleriyle boğuşuyor. Londra merkezli plak şirketi Rough Trade’in CEO’su Stephen Godfroy, “Türkiye gibi AB üyesi olmayan ülkelerle ticaret yapmaya alışıktık ama Brexit’le birlikte en büyük pazarımız olan AB’ye erişimimiz kısıtlandı. Bu, İngiliz müziğinin küresel rekabet gücünü zedeliyor” diyor. Öte yandan AB üyesi ülkelerdeki müzikseverler, İngiliz grupların konserlerini kaçırma pahasına yerel alternatiflere yöneliyor. Bu durum, İngiliz kültürünün yumuşak gücüne darbe vururken, AB içinde kültürel çeşitliliğin azalmasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB üyesi olmamakla birlikte, İngiliz müzik endüstrisi için önemli bir pazar ve kültürel partner konumunda. Brexit’in İngiliz müziğini zayıflatması, Türkiye’deki müzikseverlerin de İngiliz grupların konserlerini daha az görmesi anlamına geliyor. Ancak bu boşluk, Türk müzisyenlerin Avrupa’da daha fazla görünürlük kazanması için bir fırsat olabilir. Ayrıca Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği müzakere sürecinde, kültürel ürünlerin serbest dolaşımı konusu gündeme gelirse, bu model İngiltere’nin deneyiminden ders çıkarılmasını sağlayabilir. Brexit’in kültürel diplomasiye verdiği zarar, Türkiye’nin yumuşak gücünü artırma çabaları için de bir uyarı niteliği taşıyor.