Britanyalıların Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullanmasının üzerinden on yıl geçti. Brexit destekçilerinin vaat ettiğinin aksine, Birleşik Krallık şu anda daha bölünmüş, ekonomik olarak daha az dinamik ve küresel sahnede daha az etkili bir konumda. Ancak Avrupa Birliği için bu ayrılığın sonuçları tamamen olumsuz olmayabilir. Brexit, AB'yi Birleşik Krallık'ın sık sık bloke ettiği alanlarda daha derin entegrasyona itti; savunma, maliye politikası ve göç gibi konularda ortak karar alma mekanizmaları güçlendi.
Gelişmenin Arka Planı: Brexit'in Bugünkü Yansımaları
23 Haziran 2016'da Britanyalılar yüzde 52'ye 48 oranında AB'den ayrılma kararı aldı. O dönemde Brexit yanlıları, UK'nin küresel ticaret anlaşmaları serbestisi, göç kontrolü ve egemenlik kazanacağını savunuyordu. Ancak on yıl sonra tablo farklı. UK ekonomisi, pandemi ve enerji krizinin de etkisiyle OECD ortalamasının altında büyüme gösterdi. Ticaret anlaşmaları AB dönemindeki kadar avantajlı olmadı; özellikle hizmet sektörü ve finansal hizmetlerde AB pazarına erişim kısıtlandı. İngiltere Merkez Bankası, Brexit nedeniyle uzun vadeli büyüme potansiyelinin yüzde 2-3 oranında azaldığını tahmin ediyor. Ayrıca İskoçya'da bağımsızlık talepleri güçlenirken, Kuzey İrlanda protokolü nedeniyle bölgesel gerilimler arttı. Brexit, UK'de siyasi kutuplaşmayı derinleştirirken, göçmen karşıtı söylemler yükseldi ancak net göç rakamları artmaya devam etti.
AB cephesinde ise durum farklı. UK'nin ayrılması, Federal Almanya ve Fransa'nın liderliğinde daha merkezi bir yapıya geçişi hızlandırdı. Özellikle pandemi sonrası 750 milyar euroluk ortak borçlanma mekanizması (NextGenerationEU), Brexit sonrası mali disiplin tartışmalarını geride bıraktı. Ayrıca savunma alanında Avrupa Savunma Fonu ve Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) gibi mekanizmalar güçlendi. AB, Rusya-Ukrayna savaşına karşı ortak tutum alırken, UK'nin veto gücü olmadan daha hızlı karar alabildi. Göç konusunda ise AB, Türkiye ile yapılan mülteci anlaşmasını ve sınır yönetimini güçlendirerek ortak bir sığınma sistemi kurmaya yöneldi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Transatlantik Dengeler ve Avrupa Güvenliği
Brexit, küresel jeopolitik dengeleri de etkiledi. UK, AB'den ayrıldıktan sonra ABD ile özel ilişkisini vurgulasa da, Biden yönetimi daha çok Ankara ile koordinasyonu tercih etti. AUKUS ve Çin eksenli ticaret politikaları UK'nin Asya-Pasifik yönelimi konusunda belirsizlik yarattı. Avrupa güvenlik mimarisinde UK, NATO'nun Avrupa ayağında kilit bir rol üstlenirken (savunma harcamaları GSYİH'nin yüzde 2,3'üne ulaştı), AB kendi savunma kabiliyetlerini geliştirme arayışını hızlandırdı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un 'Stratejik Özerklik' vizyonu, UK'siz AB'de daha rahat ilerleyebildi. Öte yandan, Brexit referandumundan sonra Avrupa'da yükselen popülist sağ partilerin (AfD, Ulusal Birlik, Lega) AB karşıtı söylemleri Brexit'in bir emsal olarak gösterilmesine yol açsa da, bu partilerin hiçbiri iktidara gelemedi. Katalonya ve İskoçya gibi bölgelerde ayrılıkçı hareketler Brexit'in yarattığı belirsizlik ortamında güç kaybetti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Brexit'in Türkiye açısından en önemli sonucu, AB'nin genişleme politikasında daha katı hale gelmesidir. UK'nin ayrılması, AB içinde entegrasyon yanlısı ülkelerin elini güçlendirdi; bu da Türkiye'nin üyelik müzakerelerinde yeni engeller anlamına geliyor. AB, UK'siz savunma ve güvenlik alanlarında daha derin işbirliğine giderken, Türkiye'nin NATO içindeki rolü daha da kritik hale geldi. Ancak AB'nin Türkiye'ye yönelik vize serbestisi ve Gümrük Birliği güncellemesi gibi somut adımları Brexit sonrası daha da yavaşladı. Türkiye, UK ile ikili ticaret anlaşmasını sürdürürken, Brext sonrası dönemde AB merkezli kararlardan etkilenmemek için kendi dış politika enstrümanlarını çeşitlendirmek zorunda kaldı. Kısacası, Brexit Türkiye'nin AB perspektifini daha karmaşık hale getirirken, Ankara'yı çok yönlü diplomasiye itti.