İngiltere'de Perşembe günü gazeteler, iki çarpıcı gelişmeyle sarsıldı: Büyük bir hastanenin kadın doğum ve yenidoğan ünitesinde yaşanan skandalın 'bir daha asla' yaşanmaması gerektiği vurgulanırken, Greater Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham'ın başbakanlık için olası adaylığı 'No 10 of the north' (Kuzeyin 10 Numara'sı) başlığıyla yer aldı. Sağlık Bakanlığı'nın bağımsız soruşturması, 2000-2023 yılları arasında Shrewsbury ve Telford Hastane Vakfı'nda meydana gelen 200'den fazla ölüm ve sakatlık vakasını mercek altına alıyor. Öte yandan Burnham'ın, Boris Johnson'ın istifasının ardından İşçi Partisi liderliği için harekete geçtiği yönündeki söylentiler siyaset kulislerinde yankı uyandırdı.
Doğum Skandalının Perde Arkası
İngiliz basını, 'Never again' başlığıyla, Shrewsbury ve Telford Hastanesi'nde 23 yıl süren ihmal ve yanlış uygulamaların sonucu olarak bebek ve anne ölümlerine dikkat çekiyor. Daily Telegraph'ın haberine göre, bağımsız rapor, hastane yönetiminin sistematik başarısızlığını ve kusurlu bakım protokollerini ortaya koydu. Ailelerin yıllarca süren adalet arayışı sonucunda 2020'de başlatılan soruşturma, Sağlık Güvenliği Soruşturma Şubesi (HSIB) tarafından yürütüldü. Raporda, doğum sırasında müdahalede gecikmeler, yanlış teşhisler ve personel eğitimindeki eksiklikler sıralanıyor. Sağlık Bakanı Sajid Javid, 'Bu trajediler asla tekrarlanmamalı' diyerek ulusal bir doğum bakımı güvenlik stratejisi sözü verdi. Muhalefet ise hükümeti, uzun süredir uyarılan sorunlara kayıtsız kalmakla suçluyor. The Times, skandalın NHS'deki sistemik sorunların buzdağının sadece görünen kısmı olduğunu yazıyor.
Daily Mirror, mağdur ailelerin hikayelerine yer vererek, 'Her ölümün bir ismi var' diyor. Rapor, 200 anne ve 54 bebeğin ölümünde hastane personelinin ihmali olduğunu tespit etti. Ayrıca 50'den fazla bebeğin beyin hasarıyla doğduğu belirtiliyor. Hastane yönetimi, suçlamaları kabul ederken, eski çalışanların ifadeleriyle örtüşen 'korku kültürü' suçlamaları da raporda yer alıyor. Çalışanların, hataları bildirdiklerinde yıldırma politikasıyla karşılaştığı ifade ediliyor.
Siyasette Yeni Bir Yıldız mı?
Andy Burnham'ın başbakanlık hevesi, 'No 10 of the north' başlığıyla Guardian ve Independent'ta geniş yer buldu. Burnham, 2017'den beri Greater Manchester Belediye Başkanı olarak görev yapıyor ve bölgesel kalkınma, ulaşım ve sağlık alanlarındaki başarılı projeleriyle tanınıyor. Özellikle pandemi döneminde merkezi hükümetle yaşadığı gerilimler ve bölgesel yetkileri artırma çabaları, onu popüler bir figür haline getirdi. İşçi Partisi içinde, Keir Starmer'ın liderliğine karşı bir alternatif olarak görülen Burnham, partinin kuzeydeki oy tabanını yeniden canlandırmak için potansiyel bir aday olarak öne çıkıyor. Financial Times, Burnham'ın iş dünyasıyla olan bağlarına ve pragmatik politikalarına vurgu yapıyor. Burnham'ın Brexit sonrası bölgesel eşitsizlikleri giderme vaadi, özellikle İngiltere'nin kuzeyindeki seçmenler arasında yankı uyandırıyor.
Daily Mail ise Burnham'ın geçmişteki sağlık bakanlığı dönemindeki performansını eleştirerek, 'Kuzeyin prensi gerçekten başbakanlığa hazır mı?' sorusunu soruyor. Ancak Burnham, henüz resmi bir adaylık açıklaması yapmış değil. Parti içi kaynaklar, Starmer'ın popülaritesinin düşmesi halinde Burnham'ın bir 'birleştirici figür' olarak devreye girebileceğini belirtiyor. Bu gelişme, Birleşik Krallık siyasetinde merkez-solun geleceğine dair tartışmaları alevlendirmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'taki sağlık krizi ve siyasi hareketlilik, Türkiye için dolaylı da olsa önem taşıyor. NHS skandalı, sağlık sistemlerinde denetim ve şeffaflığın önemini bir kez daha ortaya koyuyor; Türkiye'de de benzer ihmal iddiaları kamuoyunda sıkça tartışılıyor. Burnham'ın olası başbakanlığı ise, İşçi Partisi'nin Türkiye'ye yönelik tutumunu etkileyebilir; zira Burnham, göçmen hakları ve uluslararası dayanışma konularında daha liberal bir çizgi izliyor. Öte yandan, Birleşik Krallık siyasetindeki bu gelişmeler, Türkiye-İngiltere ilişkilerinde doğrudan bir değişiklik yaratmasa da, Batı'daki sağlık reformları ve bölgesel yönetim modelleri, Türkiye'nin yerelleşme politikalarına örnek teşkil edebilir. Ayrıca, Burnham'ın bölgesel kalkınma vurgusu, Türkiye'nin kalkınma ajansları ve bölgesel eşitsizlikle mücadele stratejileri açısından incelenmeye değer bir model sunuyor.