Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma kararının üzerinden neredeyse on yıl geçmişken, ülkenin yeniden birliğe katılması yönündeki tartışmalar yeniden alevleniyor. Özellikle ilerici siyasi çevrelerde yükselen bu sesler, mevcut siyasi belirsizlik ortamında daha da güçlenmiş durumda. Başbakan Keir Starmer’ın koltuğu sallanırken, İşçi Partisi içinde liderlik mücadelesi baş göstermiş durumda ve Brexit sonrası ekonomik zorluklar, kamuoyunda AB üyeliğine dönüş fikrine olan ilgiyi artırıyor.
Gelişmenin arka planı: Brexit sonrası ekonomik ve siyasi tablo
2016 yılında yapılan referandumla %51,9 oyla AB’den ayrılma kararı alan Birleşik Krallık, 2020 yılında resmen birlikten ayrıldı. Ancak aradan geçen sürede beklenen ekonomik faydaların gerçekleşmediği, aksine ticaret engelleri, iş gücü kıtlığı ve yatırım azalışı gibi sorunların baş gösterdiği görülüyor. Özellikle genç nüfus arasında AB üyeliğine dönüş desteği yüksek. YouGov anketlerine göre, 18-24 yaş arasındaki İngilizlerin %70’inden fazlası AB’ye yeniden katılmaktan yana. Ancak siyasi dengeler daha karmaşık. Muhafazakar Parti içinde Brexit’in başarısına inananlar halen güçlü bir blok oluştururken, İşçi Partisi bu konuda temkinli bir tutum sergiliyor. Başbakan Starmer, kişisel olarak AB’yle yakın ilişkilerden yana olsa da, partisinin yeniden üyelik çağrılarına mesafeli duruyor. Starmer’ın liderliği, partinin sol kanadından gelen eleştiriler ve kamusal destekteki düşüş nedeniyle sorgulanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB’nin tutumu ve jeopolitik dengeler
AB cephesinde ise yeniden üyelik konusunda net bir tutum bulunmuyor. Brüksel, Brexit’in yarattığı olumsuz etkileri telafi etmeye odaklanmış durumda ve yeni bir üyelik sürecinin uzun ve karmaşık olacağının farkında. Almanya ve Fransa gibi büyük üye devletler, İngiltere’nin geri dönüşüne sıcak bakmakla birlikte, mevcut anlaşmaların yeniden müzakere edilmesinin zorluğuna dikkat çekiyor. Küresel ölçekte ise Çin’in yükselişi ve ABD ile ilişkilerdeki belirsizlikler, İngiltere’nin AB’yle yeniden entegrasyonunu stratejik bir gereklilik haline getirebilir. Özellikle savunma ve güvenlik alanında işbirliği, her iki taraf için de hayati önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık’ın AB’ye olası dönüşü, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yeni bir boyut yaratabilir. Londra, Ankara’nın Brüksel’le müzakerelerinde geleneksel olarak destekleyici bir rol oynamıştı. İngiltere’nin yeniden üye olması, Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gibi konularda AB içinde daha güçlü bir müttefik bulması anlamına gelebilir. Bununla birlikte, bu sürecin uzun yıllar alacağı ve önceliklerin değişebileceği gerçeği de göz ardı edilmemeli.