Bosna-Hersek'te 6 Ekim Pazar günü yapılacak genel seçimler, ülkenin en büyük sorunlarından biri olan genç nüfus göçüne çözüm bulabilir mi? Saraybosna'da ekim sabahının güzelliğine rağmen, gençlerin neden kitlesel olarak ülkeyi terk ettiğini anlamak zor değil: İşsizlik, yolsuzluk ve siyasi istikrarsızlık, gençleri umutsuzluğa sürüklüyor. Milliyetçi partilere destek vermeyen gençler, sandık yerine ayaklarıyla oy kullanıyor; yani ülkeyi terk ediyor. Pazar günü yapılacak seçimler, bu gidişatı tersine çevirebilir mi?
Göçün Arka Planı: Ekonomik ve Siyasi Kriz
Bosna-Hersek, 1992-1995 yılları arasındaki yıkıcı savaşın ardından derin bir siyasi ve ekonomik krizle boğuşuyor. Ülke, Dayton Anlaşması ile iki entiteye (Bosna-Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti) ve Brčko Özerk Bölgesi'ne ayrılmış durumda. Bu karmaşık yapı, etkisiz bir yönetim ve yolsuzlukla mücadeleyi zorlaştırıyor. Gençler için iş bulma umudu neredeyse yok; resmi rakamlara göre genç işsizlik oranı %30'un üzerinde. Birçoğu Avrupa Birliği ülkelerine, özellikle Almanya, Avusturya ve Hırvatistan'a göç ediyor. Son on yılda ülkeyi terk eden genç sayısının 150 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu, nüfusun ciddi bir kısmının kaybı anlamına geliyor.
Pazar günü yapılacak seçimlerde, milliyetçi partilerin (SDA, HDZ, SNSD gibi) hegemonyasına karşı bir umut ışığı var: Sivil toplum örgütleri ve genç aktivistler, milliyetçi olmayan partileri destekliyor. Ancak bu partilerin sandıktan güçlü çıkma şansı düşük, çünkü gençlerin çoğu zaten ülkeyi terk etmiş durumda. Seçim kampanyalarında gençlere yönelik vaatler (istihdam, eğitim, konut) sıklıkla dile getiriliyor ancak uygulama konusunda geçmişteki başarısızlıklar güveni zedelemiş.
Uzmanlar, göçün sadece ekonomik değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir boyutu olduğunu vurguluyor. Gençler, ülkede kendilerine yer bulamadıklarını, siyasi süreçlerde temsil edilmediklerini ve geleceklerinin olmadığını düşünüyor. Bu duygu, onları göç etmeye itiyor. Seçimler, bu algıyı değiştirmek için bir fırsat olabilir ancak sonuçlar ne olursa olsun, gençlerin geri dönüşü için somut adımlar atılmadıkça göçün devam edeceği açık.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Batı Balkanlar'ın Geleceği
Bosna-Hersek'teki genç göçü, sadece ülkenin değil, tüm Batı Balkanlar'ın karşı karşıya olduğu bir sorun. Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk da benzer şekilde genç nüfusunu kaybediyor. Bu durum, bölgenin ekonomik kalkınmasını ve siyasi istikrarını tehdit ediyor. Avrupa Birliği, Batı Balkanlar'ı genişleme sürecinde öncelikli olarak görse de, üyelik müzakereleri yavaş ilerliyor ve gençlerin AB'ye göçünü engelleyemiyor. Aslında AB, bu göçü bir "beyin göçü" olarak görüyor ve kendi iş gücü piyasası için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Ancak bu, bölge ülkelerinin kalkınmasını olumsuz etkiliyor.
Rusya'nın bölgedeki etkisi de göz ardı edilmemeli. Sırp Cumhuriyeti'ndeki ayrılıkçı söylemler ve Rusya yanlısı politikalar, Bosna'nın istikrarını tehdit ediyor. Batılı ülkeler, Bosna'nın toprak bütünlüğünü desteklerken, Rusya, Sırp milliyetçilerini destekleyerek bölgede nüfuzunu artırmaya çalışıyor. Bu jeopolitik rekabet, gençlerin umutsuzluğunu daha da derinleştiriyor. Pazar seçimleri, bu rekabetin bir yansıması olacak.
Uluslararası toplum, Bosna'da barış ve istikrarın korunması için Dayton Anlaşması'nın değiştirilmesi gerektiğini savunuyor ancak taraflar arasında uzlaşma sağlanamıyor. Gençlerin göçü, bu çıkmazın en somut göstergesi. Eğer seçimlerden yine milliyetçi partiler zaferle çıkarsa, göç dalgası daha da hızlanabilir ve ülke,Avrupa'nın en yaşlı nüfusuna sahip ülkelerinden biri haline gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bosna-Hersek'teki genç göçü ve siyasi istikrarsızlık, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Balkanlar'da tarihi ve kültürel bağları olan bir ülke olarak bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Bosna'daki istikrarsızlık, Türkiye'nin Balkanlar'daki ekonomik ve siyasi nüfuzunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, gençlerin göçü, Türkiye'ye yönelik potansiyel bir göç baskısı yaratabilir. Türkiye, Bosna'da barış ve istikrarın korunması için Dayton Anlaşması'nın revize edilmesi gerektiğini savunuyor ve Boşnak tarafını destekliyor. Pazar seçimleri, Türkiye'nin bölgedeki müttefikleri için kritik bir sınav olacak. Türkiye, ayrıca, Batı Balkanlar'da ekonomik işbirliğini artırarak gençlerin ülkelerinde kalmasını teşvik edebilir. Bu bağlamda, Türk yatırımları ve kalkınma projeleri önem taşıyor.