Eski İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Ukrayna'ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Rus insansız hava aracının (İHA) hedef aldığı bir tren hattında seyahat ederken kıl payı kurtuldu. Olay, Johnson'un Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüşmek üzere başkent Kiev'e giderken meydana geldi. Rus İHA'sının tren hattını vurması sonucu Johnson'un bulunduğu trenin yakınına düşen patlayıcılar büyük paniğe yol açtı; ancak Johnson ve beraberindeki heyet yara almadan kurtuldu. Olayın ardından açıklama yapan Johnson, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i sert bir dille eleştirerek, "Putin, Ukrayna'da sivilleri hedef alan barbarca saldırılarına devam ediyor. Bu saldırılar sadece Ukrayna'nın değil, tüm medeni dünyanın sorunudur" ifadelerini kullandı.
Olayın Arka Planı
Boris Johnson, Ukrayna'ya yaptığı bu ziyaretle Batı'nın Kiev'e olan desteğini bir kez daha göstermeyi amaçlıyordu. Ziyaret, Rusya'nın Ukrayna'nın altyapısına yönelik yoğun füze ve İHA saldırılarını artırdığı bir döneme denk geldi. Johnson, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna'ya en fazla destek veren Batılı liderlerden biri olarak biliniyor. Görevde olduğu dönemde Ukrayna'ya silah ve mali yardım sağlanmasında öncü rol oynayan Johnson, başbakanlıktan ayrıldıktan sonra da Ukrayna'ya desteğini sürdürüyor.
Rus İHA'ları, son haftalarda Ukrayna'nın enerji altyapısını ve ulaşım ağlarını hedef alarak ülkeyi karanlığa ve kaosa sürüklemeyi amaçlıyor. Ukrayna hava savunması, Rus İHA'larının bir kısmını düşürse de bazıları hedeflerine ulaşarak can ve mal kaybına neden oluyor. Johnson'un treninin hedef alınması, Rusya'nın Batılı siyasi figürleri de hedef aldığını gösteriyor. Bu durum, savaşın uluslararası boyutunu daha da derinleştiriyor.
Johnson'un ziyareti sırasında Kiev'de hava alarmlarının çaldığı ve halkın sığınaklara yönlendirildiği bildirildi. Ancak Johnson, programını iptal etmeyerek Zelenski ile görüşmesini tamamladı. Görüşmede, Ukrayna'ya yönelik askeri yardımın artırılması ve Rusya'ya yönelik yaptırımların sıkılaştırılması konuları ele alındı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Boris Johnson'a yönelik bu saldırı girişimi, Rusya-Ukrayna savaşının ne kadar tehlikeli bir boyuta ulaştığını gözler önüne seriyor. Batılı liderlerin Ukrayna'ya yaptığı ziyaretler, Rusya tarafından provokasyon olarak değerlendiriliyor ve zaman zaman benzer saldırılarla karşılık buluyor. Nitekim geçtiğimiz aylarda Avrupa Birliği yetkilileri ve bazı ABD'li senatörler de Ukrayna ziyaretleri sırasında hava saldırılarına tanık olmuştu. Bu tür olaylar, savaşın sadece cephede değil, diplomatik ve siyasi alanda da tırmandığını gösteriyor.
Uluslararası kamuoyu, Rusya'nın sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılarını kınıyor. NATO ve AB, Ukrayna'ya olan desteğini yineleyerek, Rusya'ya karşı yeni yaptırım paketleri üzerinde çalışıyor. Ancak bu tür saldırılar, Batı'nın Ukrayna'ya askeri müdahalede bulunma konusundaki isteksizliğini de ortaya koyuyor. Zira Batı, doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınıyor.
Johnson'un olayı, İngiltere'nin Ukrayna politikasında bir değişikliğe yol açmayacak gibi görünüyor. İngiltere, halihazırda Ukrayna'ya en fazla askeri ve mali yardım yapan ülkelerden biri. Yeni Başbakan Rishi Sunak da Ukrayna'ya desteğin süreceğini açıklamıştı. Ancak bu olay, İngiliz kamuoyunda Rusya'ya karşı daha sert önlemler alınması yönünde baskıyı artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek her iki tarafla da diyaloğunu sürdürüyor. Boris Johnson'a yönelik saldırı girişimi, savaşın yayılma riskini artırarak Türkiye'nin güvenliğini de dolaylı yönden etkiliyor. Karadeniz'de artan askeri hareketlilik, Türkiye'nin boğazlar rejimi ve bölgesel istikrar açısından hassasiyetini koruyor. Ayrıca, savaşın uzaması enerji ve tahıl koridoru gibi konularda Türkiye'nin arabuluculuk rolünü daha da önemli kılıyor. Türkiye, taraflar arasında ateşkes sağlanması için çabalarını sürdürürken, Batı ile Rusya arasındaki gerilimin tırmanması Ankara'nın manevra alanını daraltabilir.