Bolivya, son 50 gündür devam eden ve Başkan Luis Paz'ın ekonomi politikalarına karşı büyüyen halk öfkesiyle sarsılıyor. Paz, artan protestolar karşısında ülkede olağanüstü hal ilan etti. Bu karar, ulusal para birimi bolivyano'nun dolar karşısında hızla değer kaybetmesi, enflasyonun çift hanelere ulaşması ve temel tüketim mallarında yaşanan kıtlık sonrası geldi. Başkent La Paz ve El Alto başta olmak üzere birçok kentte gösteriler sürerken, güvenlik güçleri ile protestocular arasında zaman zaman şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Sendikalar, yerli topluluklar ve muhalefet partilerinin desteklediği eylemler, Paz yönetiminin en büyük meydan okuması olarak değerlendiriliyor.
Krizin Arka Planı: Dolarizasyon ve Sübvansiyon Çıkmazı
Bolivya ekonomisi yıllardır dolar bazlı işlemlerle yürütülüyor; ancak merkez bankasının döviz rezervleri tükenme noktasına geldi. 2023'te 500 milyon doları aşan rezervler, 2024 sonunda 100 milyon doların altına düştü. Paz hükümeti, akaryakıt ve temel gıdalara uyguladığı sübvansiyonları kaldırmak zorunda kalınca, benzin ve LPG fiyatları yüzde 80, ekmek ve pirinç gibi temel ürünler yüzde 50 zamlandı. Karaborsada dolar kuru resmi kurun iki katına fırlarken, ithalatçılar mal getiremez hale geldi. Protestoların fitilini ateşleyen ise Ocak ayında açıklanan yeni vergi artışları ve kamu harcamalarındaki kesintiler oldu. Sendikaların çağrısıyla 1 Şubat'ta başlayan genel grev, ülke genelinde yayıldı ve Paz'ı 'halk düşmanı' ilan eden sloganlar atıldı. Başkan Paz, olağanüstü halin 'ekonomik istikrarı sağlamak' için gerekli olduğunu savunsa da, muhalefet kararı 'diktatörlük girişimi' olarak nitelendiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bolivya'daki kriz, Güney Amerika'da sol hükümetlerin küresel enflasyon ve borç kriziyle imtihanının bir örneği olarak görülüyor. Uzun süredir doğal gaz ihracatına bağımlı olan ülke, gaz rezervlerinin azalmasıyla gelir kaybı yaşadı. Bölgenin en büyük lityum yataklarına sahip olmasına rağmen, yeterli yatırım çekilememesi ekonomik dönüşümü engelledi. ABD ve AB ülkeleri, Bolivya'da itidalli olunması çağrısı yaparken, Arjantin, Brezilya ve Meksika gibi bölgesel güçler, Paz yönetimine diyalog çağrısında bulundu. Uluslararası Para Fonu (IMF), ülkeye acil finansman sağlanması için teknik heyet göndereceğini açıkladı. Analistler, eğer Paz istifa ederse, ülkede erken seçime gidilebileceğini ve bunun siyasi belirsizliği daha da derinleştirebileceğini belirtiyor. Ayrıca lityum madenciliği anlaşmaları için yeni bir hükümetin gelmesi, Çin ve ABD'li şirketler arasındaki rekabeti yeniden şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bolivya'daki kriz, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da dolaylı yansımaları bulunuyor. Türkiye, lityum ihtiyacının büyük kısmını ithal etmekte ve Bolivya dünya lityum rezervlerinin yaklaşık yüzde 25'ine sahip. Eğer Bolivya'daki siyasi istikrarsızlık lityum üretimini ve ihracatını sekteye uğratırsa, Türkiye'nin batarya üreticileri alternatif kaynak arayışına girmek zorunda kalabilir. Ayrıca, Güney Amerika'daki popülist yönetimlerin ekonomik krizleri, Türk dış politikasının bölgede yeni ticari ve diplomatik ortaklıklar geliştirme çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye'nin Bolivya ile ikili ticaret hacmi küçük olsa da, bölgedeki istikrarsızlık Latin Amerika'nın genel yatırım ortamını olumsuz etkileyebilir.