Bolivya Kongresi, merkez sağcı Devlet Başkanı Luis Arce'ye, ülkeyi bir aydır felç eden ve rejim değişikliği çağrılarıyla şiddetlenen protestoları bastırmak amacıyla orduyu kullanma yetkisi verdi. Başkent La Paz başta olmak üzere birçok şehirde sokakların kontrolünü kaybeden hükümet, bu hamleyle yeniden otorite tesis etmeyi hedefliyor. Ancak muhalefet ve sivil toplum örgütleri, bu adımı 'askeri diktatörlüğe giden yol' olarak nitelendiriyor ve Arce'nin istifasını talep ediyor. Ülkede artan gıda ve yakıt fiyatları, yolsuzluk skandalları ve hükümetin ekonomi yönetimine duyulan güvensizlik, kitlesel eylemlerin ana sebepleri olarak öne çıkıyor. Gösterilerde şu ana kadar en az 20 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Kongre kararı, Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları kuruluşlarının sert tepkisine yol açtı. Örgüt, ordunun göstericilere karşı orantısız güç kullanmasından endişe duyduğunu açıkladı.
Protestoların Arka Planı ve Ekonomik Kriz
Bir aydır devam eden gösteriler, başlangıçta hükümetin doğal gaz fiyatlarına yaptığı büyük zamma tepki olarak başladı. Ancak kısa sürede Arce yönetimine yönelik genel bir öfkeye dönüştü. Bolivya, Güney Amerika'nın en büyük doğal gaz rezervlerine sahip olmasına rağmen, yıllardır süren yanlış yönetim ve yolsuzluk nedeniyle ciddi bir ekonomik darboğazdan geçiyor. Enflasyon yüzde 94'e ulaşırken, yoksulluk oranı yüzde 45'in üzerine çıktı. Uluslararası Para Fonu (IMF), ülkenin bu yıl yüzde 3,5 küçüleceğini tahmin ediyor.
Muhalefet liderleri, Arce'nin 2020'de seçilmesinden bu yana söz verdiği reformları gerçekleştiremediğini ve ülkeyi daha da derin bir krize sürüklediğini savunuyor. Eski Devlet Başkanı Evo Morales'in partisinden ayrılan Arce, merkez sağ çizgisinde bir politika izliyor ancak ne sağ ne de sol kesimden yeterli desteği alabiliyor. Analistlere göre, Arce'nin ordudan yardım istemesi, kendini köşeye sıkışmış hissettiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bolivya'daki kriz, Latin Amerika'da yükselen siyasi istikrarsızlığın bir parçası olarak değerlendiriliyor. Peru, Arjantin ve Brezilya benzer siyasi çalkantılarla boğuşurken, bölge genelinde sağ-sol kutuplaşması derinleşiyor. Komşu ülkeler Brezilya ve Arjantin, Bolivya'daki gelişmeleri yakından izliyor. Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, taraflara diyalog çağrısı yaparken, ABD Dışişleri Bakanlığı, orantısız güç kullanımına karşı uyarıda bulundu.
Çin, Bolivya'nın önemli bir ticaret ortağı olarak öne çıkıyor. Pekin yönetimi, Bolivya'daki lityum yataklarına büyük yatırımlar yapmış durumda. Siyasi kaosun bu yatırımları tehlikeye atmasından endişe eden Çin, Arce hükümetine açık destek vererek, diğer ülkelerin içişlerine karışmama ilkesine vurgu yaptı. Rusya da benzer bir tutum sergileyerek, Arce'ye destek mesajı gönderdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bolivya'daki kriz, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel lityum arzında yaşanabilecek aksaklıklar, elektrikli araç bataryaları ve enerji depolama teknolojilerine yatırım yapan Türk firmalarını dolaylı olarak etkileyebilir. Bolivya, dünyanın en büyük lityum rezervlerine sahip ülkelerden biri; siyasi istikrarsızlık bu stratejik madenin çıkarılmasını ve ihracatını sekteye uğratabilir. Türkiye, Bolivya ile 2020'de imzaladığı ticaret anlaşması kapsamında iki yönlü ticareti artırmayı hedefliyordu ancak mevcut durum bu hedefleri geciktirebilir. Diplomatik cephede ise Ankara, egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkesi gereği Arce hükümetini destekleme eğiliminde olacak, ancak insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığını da koruyacaktır.