Macaristan'ın yolsuzlukla mücadeleden sorumlu bağımsız kamu kurumu Macaristan Bütünlük Otoritesi'nin Başkanı János Bódis, ülkenin Başbakanı Viktor Orbán'ın yakın çevresindeki üst düzey yetkililerin, kamu kasasını sistematik olarak dolandıran bir planı yönettiğini öne sürdü. Bódis, Avrupa Birliği fonlarının da hedef alındığı bu yolsuzluk ağında milyarlarca euronun 'çalındığını' belirtti ve yetkililerin derhal yargılanması çağrısında bulundu. İddialar, AB'nin Macaristan'a yönelik hukukun üstünlüğü endişelerini yeniden alevlendirdi.
Gelişmenin arka planı
Macaristan Bütünlük Otoritesi, 2022 yılında AB baskısıyla kurulmuştu ve kamu kaynaklarının kullanımını denetleme yetkisine sahiptir. Bódis'in açıklamaları, kurumun yıllık raporunun yayımlanmasının ardından geldi. Raporda, 2015-2023 yılları arasında AB fonlarının yüzde 20'sine yakınının yolsuzluk yoluyla kaybedildiği tahmin ediliyor. Bódis, özellikle Orbán'ın damadı István Tiborcz ve eski maliye bakanı Mihály Varga'nın adlarının geçtiği soruşturmalara atıfta bulundu. Bódis, 'Bu bir bireysel hırsızlık değil, organize bir devlet içi yapılanmadır' dedi. Orbán hükümeti ise iddiaları 'siyasi intikam' olarak nitelendirdi ve otoritenin yetkilerini sorguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, AB ile Macaristan arasındaki gerginliği tırmandırıyor. AB Komisyonu, Macaristan'a yönelik 30 milyar euroluk fonu hukukun üstünlüğü endişeleri nedeniyle dondurmuş durumda. Yeni iddialar, bu fonların serbest bırakılmasını daha da zorlaştırabilir. Analistler, Orbán yönetiminin iç siyasette de zorlandığını, muhalefetin yolsuzluk temasını seçimlerde etkili bir şekilde kullandığını belirtiyor. Orta Avrupa'da Polonya'nın da benzer sorunlarla boğuşması, bölgede hukukun üstünlüğü krizinin derinleştiğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile ilişkilerinde benzer hukukun üstünlüğü eleştirileriyle karşılaşan ülkelerden biri olarak bu gelişmeyi yakından izlemektedir. Macaristan örneği, AB fonlarının yolsuzluk iddiaları nedeniyle bloke edilmesinin somut bir yansımasıdır. Türkiye, AB ile gümrük birliği güncellemesi ve vize serbestisi müzakerelerinde benzer baskılarla karşılaşabilir. Ayrıca, Orbán'ın Türkiye ile göç ve enerji konularında yakın iş birliği yapması, bu krizin ikili ilişkileri etkileme potansiyelini artırmaktadır. Türkiye, AB ile diyaloğunda Macaristan benzeri bir krizden kaçınmak için yolsuzlukla mücadele reformlarına hız verebilir.