Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ), tahvil getirilerinde olası bir sıçrama durumunda varlık alımlarını yeniden artırmak zorunda kalabileceği belirtiliyor. Eski bir BOJ politika yapıcısına göre, piyasa baskıları ve enflasyonist beklentiler, merkez bankasını tahvil piyasasına müdahale etmeye itebilir. Bu durum, BOJ'un uzun süredir devam eden ultra gevşek para politikasından çıkış stratejisini zora sokabilir.
Gelişmenin arka planı
BOJ, Mart 2024'te negatif faiz politikasına son vererek kısa vadeli faiz oranını yüzde 0 ila 0,1 aralığına yükseltti. Ancak, Japonya'da enflasyon hala hedefin üzerinde seyrediyor ve tahvil getirileri zaman zaman yükseliş eğilimi gösteriyor. Eski politika yapıcı, BOJ'un getiri eğrisi kontrolü politikasını terk etmesine rağmen, piyasadaki oynaklığın artması halinde yeniden tahvil alımına başvurabileceğini ifade etti. Özellikle küresel faiz oranlarındaki artış ve Japon yenindeki zayıflık, enflasyonist baskıları körüklüyor.
BOJ, şu anda aylık yaklaşık 6 trilyon yen (yaklaşık 40 milyar dolar) tutarında tahvil alımı yapıyor. Ancak, piyasa katılımcıları, getirilerin yüzde 1'in üzerine çıkması durumunda BOJ'un daha agresif alımlara yönelebileceğini tahmin ediyor. Bu, BOJ'un bilançosunu daha da şişirecek ve para politikasının normalleşmesini geciktirecek bir adım olarak görülüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Japonya'nın para politikasındaki bu olası değişiklik, Asya piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir. Japonya, dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olarak, faiz politikalarındaki herhangi bir değişiklik küresel tahvil piyasalarını etkiliyor. Ayrıca, BOJ'un tahvil alımlarını artırması, ABD ve Avrupa merkez bankalarının sıkılaştırma politikalarına ters düşerek, küresel faiz oranları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir. Öte yandan, yenin zayıflaması, ihracatçıları desteklese de Asya'daki diğer ekonomiler için rekabet baskısı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya Merkez Bankası'nın tahvil alımlarını artırması, küresel likidite koşullarını doğrudan etkileyerek gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışlarını şekillendirebilir. BOJ'un genişlemeci adımı, gelişmekte olan ülke varlıklarına olan talebi artırabilir. Bu durum, Türkiye gibi yüksek enflasyon ve cari açık sorunları yaşayan ülkeler için kısa vadede olumlu bir dış kaynak akışı anlamına gelebilir. Ancak, uzun vadede BOJ'un politikalarındaki belirsizlik, Türk lirası gibi kırılgan para birimleri üzerinde ek volatilite yaratabilir ve TCMB'nin faiz politikalarını zorlaştırabilir.