Bir Birleşmiş Milletler yetkilisi, Filistinli militan grup Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki insani yardım dağıtımını aksatarak, savaş nedeniyle harabeye dönmüş bölgede insani krizle boğuşan sivillerin acılarını daha da derinleştirdiğini söyledi. Kudüs'ten yapılan açıklamada, yardım tırlarının Gazze'ye girişi sırasında Hamas'ın müdahalesi nedeniyle malzemelerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılamadığı belirtildi. Yetkililere göre, bu durum bölgede halihazırda kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya olan yüz binlerce kişi için hayati tehlike oluşturuyor. İsrail ile Hamas arasındaki çatışmanın başladığı Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de insani felaket her geçen gün büyürken, BM'nin bu açıklaması uluslararası toplumda yankı uyandırdı. Özellikle Refah Sınır Kapısı ve Kerem Şalom Sınır Kapısı üzerinden girmeye çalışan yardım konvoylarının, Hamas militanlarınca engellendiği veya yağmalandığı yönünde raporlar bulunuyor.
Hamas'ın Yardım Dağıtımına Müdahalesi
BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatör Ofisi'nden üst düzey bir yetkili, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Hamas'ın yardım dağıtımına sistematik müdahalesi, uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlalidir" ifadelerini kullandı. Yetkili, yardımların Gazze'ye girişindeki lojistik zorlukların yanı sıra, Hamas'ın kendi kontrolündeki bölgelerde yardım depolarına el koyduğunu ve malzemeleri savaşçılarına yönlendirdiğini aktardı. İsrail hükümeti tarafından da desteklenen bu iddialar, Hamas'ın sivillerin yardıma erişimini kısıtlayarak siyasi kazanç sağlamaya çalıştığı yönünde değerlendiriliyor. Öte yandan Hamas yetkilileri, İsrail'in uyguladığı ablukanın yardımların girişini engellediğini ve kendilerinin yardım dağıtımını kolaylaştırdığını savunuyor. Ancak BM verilerine göre, Gazze'ye giren insani yardım miktarı, savaş öncesine göre yüzde 80 oranında azalmış durumda ve günde sadece 90 tır yardım giriş yapabiliyor.
Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmalarda 38 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 87 bin kişi yaralandı. Nüfusun büyük çoğunluğu yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaç maddeleri olan gıda, su ve ilaç kıtlığı yaşanıyor. BM Dünya Gıda Programı, Gazze'de nüfusun yüzde 90'ının akut gıda güvensizliği ile karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Bu koşullar altında Hamas'ın yardım dağıtımına müdahalesi, zaten kırılgan olan durumu daha da kötüleştiriyor. Özellikle Refah bölgesinde yoğunlaşan çatışmalar, yardım koridorlarının kapanmasına yol açarken, BM ve diğer yardım kuruluşları bölgeye erişim sağlamakta güçlük çekiyor.
Uluslararası Toplumun Tepkisi ve Bölgesel Etkiler
BM'nin bu açıklaması, uluslararası toplumda Gazze'ye yönelik insani yardım çabalarının yeniden gözden geçirilmesine yol açtı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamas'ı yardım dağıtımını engellemekle suçlayarak, bu tür eylemlerin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Avrupa Birliği ise yardımların kesintisiz akışının sağlanması için tüm taraflara çağrıda bulundu. İsrail, Hamas'ın yardımları ele geçirerek kendi askeri kapasitesini güçlendirdiğini iddia ediyor ve bu nedenle yardım girişlerine sıkı denetim uyguluyor. Ancak insani yardım kuruluşları, İsrail'in denetimlerinin aşırı derecede yavaşlatıcı olduğunu ve insani krizi derinleştirdiğini ifade ediyor.
Bölgesel olarak, bu gelişme Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkelerin ateşkes çabalarını da etkiliyor. Mısır, Refah Sınır Kapısı üzerinden yardım girişini kolaylaştırmak için Hamas ve İsrail ile görüşmelerini sürdürüyor. Katar ise Hamas'ın yardım dağıtımına müdahalesini azaltmaya yönelik diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik, kalıcı bir ateşkesin sağlanmasını zorlaştırıyor. Bu ortamda, Gazze'deki insani kriz, bölgesel istikrarsızlığın bir simgesi haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği güçlü desteğin yanı sıra, bölgedeki insani krize duyarlılığını da gündeme getiriyor. Türkiye, Gazze'ye yönelik insani yardımlarını sürdüren az sayıdaki ülkeden biri olarak, yardımların Hamas tarafından engellenmesi durumunda doğrudan etkilenebilir. Ankara, İsrail-Hamas çatışmasında arabuluculuk rolü üstlenirken, yardım dağıtımındaki bu tür aksaklıklar Türk yardım kuruluşlarının çalışmalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu, insani yardım koridorlarının açık tutulmasına bağlı olduğundan, bu durum Ankara'nın diplomatik girişimlerini de olumsuz etkileyebilir. Dolayısıyla, Türkiye'nin hem Hamas hem de İsrail nezdinde yapacağı diplomatik temaslar, krizin yönetiminde kritik önem taşıyor.