Birleşmiş Milletler, Yemen'de devam eden çatışmalar nedeniyle 100 binden fazla kişinin ülke içinde yerinden edildiğini duyurdu. Özellikle Marib ve Hudeyde cephe hatlarında yoğunlaşan çatışmalar, sivil halkı kaçmaya zorluyor. BM yetkilileri, insani yardım operasyonlarının yetersiz kaldığını ve acil ateşkes ihtiyacının her zamankinden daha kritik olduğunu vurguluyor. Ülke, yıllardır süren iç savaşın yarattığı yıkımla boğuşurken, yeni yerinden edilme dalgası krizi daha da derinleştiriyor.
Çatışmaların Arka Planı ve İnsani Boyut
Yemen'de 2014 yılında Husilerin başkent Sana'a'yı ele geçirmesiyle başlayan iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Yedi yılı aşkın süredir devam eden çatışmalar, ülkeyi dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sürükledi. BM verilerine göre, savaş boyunca 4 milyondan fazla kişi evini terk etmek zorunda kaldı ve nüfusun %80'i insani yardıma muhtaç hale geldi.
Son yerinden edilme dalgası, özellikle Marib kentinde yoğunlaşıyor. Husi güçlerinin stratejik öneme sahip bu kenti ele geçirme girişimleri, on binlerce sivilin daha güvenli bölgelere kaçmasına neden oldu. Marib, hükümetin son önemli kalesi ve zengin petrol rezervlerine ev sahipliği yapıyor. Kentin düşmesi halinde, savaşın seyri tamamen değişebilir. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), kaçanların büyük kısmının kadın ve çocuklardan oluştuğunu, barınma, gıda ve sağlık hizmetlerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşandığını bildiriyor.
Hudeyde cephesinde de durum gergin. Kızıldeniz kıyısındaki bu liman kenti, ülkeye giren insani yardımların %70'inin geçiş noktası. Çatışmaların burada yoğunlaşması, yardım sevkiyatını sekteye uğratabilir. BM, taraflara limanın sivil niteliğini koruma çağrısı yapıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen krizi, bölgesel güç dengelerinin bir yansıması. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Husilere karşı koalisyonu desteklerken, İran'ın Husilere verdiği iddia edilen destek çatışmayı vekalet savaşına dönüştürdü. ABD, koalisyona istihbarat ve lojistik destek sağlarken, son yıllarda Suudi Arabistan'a yönelik silah satışlarını gözden geçirdi. Biden yönetimi, Husileri terör listesinden çıkarma kararı almıştı, ancak son saldırılar sonrası bu politikada değişiklik sinyalleri var.
Kriz, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'nın güvenliğini de tehdit ediyor. Husi saldırıları, uluslararası deniz ticaretini riske atıyor. Mısır ve Süveyş Kanalı için stratejik öneme sahip bu bölgedeki istikrarsızlık, küresel enerji fiyatlarını ve tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebilir. BM, çatışmanın çözümü için yürüttüğü diplomatik çabaları sürdürüyor, ancak taraflar arası güven bunalımı ve dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizini yakından takip ediyor. Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan deniz ticaret yollarını tehdit ediyor. Ayrıca, Suudi Arabistan ve BAE ile son dönemde normalleşen ilişkiler, Ankara'nın Yemen politikasında denge gözetmesini gerektiriyor. Türkiye, insani yardım konusunda aktif rol alıyor ve BM çabalarını destekliyor. Bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından kritik. Uzun vadede, Yemen'deki istikrarsızlık, radikal grupların güç kazanmasına zemin hazırlayarak Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabilir.