Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), yapay zeka (YZ) teknolojilerinin ürettiği dezenformasyon, nefret söylemi ve deepfake içeriklerin mültecilere ve insani yardım çalışanlarına yönelik gerçek dünyada şiddet ve ayrımcılığı teşvik ettiği uyarısında bulundu. UNHCR Bilgi Bütünlüğü Kıdemli Danışmanı Gisella Lomax, Cenevre'de düzenlenen bir basın toplantısında, "Dezenformasyon, nefret söylemi ve deepfake'lerin yayılması, mültecilere ve insani yardım görevlilerine yönelik gerçek dünyadaki zararı şiddetlendiriyor ve kışkırtıyor" dedi. Lomax, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde YZ destekli yanlış bilgilerin mülteci topluluklarını hedef aldığını ve bu durumun kamuoyunda düşmanlığa yol açtığını vurguladı.
Dezenformasyonun Yükselişi ve Mülteciler Üzerindeki Etkisi
Yapay zeka araçları, gerçekçi sahte görüntüler, ses kayıtları ve metinler üreterek dezenformasyon kampanyalarının ölçeğini ve etkisini artırıyor. UNHCR raporuna göre, mülteciler hakkında üretilen yanlış bilgiler, onların suç oranlarını artırdığı, ekonomik kaynakları tükettiği veya güvenlik tehdidi oluşturduğu gibi iddialarla toplumda nefreti körüklüyor. Lomax, "Bu tür içerikler, mültecilerin korunmasını zorlaştırıyor ve insani yardım operasyonlarını tehlikeye atıyor" ifadelerini kullandı. Özellikle sosyal medya platformlarında algoritmalar tarafından hızla yayılan deepfake videolar, mültecilerin itibarını zedeleyerek toplumdan dışlanmalarına neden oluyor.
UNHCR, bu sorunla mücadele için bilgi bütünlüğü ilkelerini benimsemeye çağırıyor. Ajans, hükümetler ve teknoloji şirketlerinin, YZ destekli dezenformasyonun tespiti ve engellenmesi için ortak çalışması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, medya okuryazarlığı programlarının güçlendirilmesi ve bağımsız doğrulama mekanizmalarının desteklenmesi öneriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Asya-Pasifik bölgesi, dünyanın en büyük mülteci nüfuslarından bazılarına ev sahipliği yapıyor. Myanmar'daki Rakhine eyaletinden kaçan Rohingya Müslümanları, Afganistan ve Suriye'den gelen mülteciler, bölgede dezenformasyonun hedefi haline geliyor. Örneğin, Bangladeş'teki Rohingya kampları hakkında üretilen deepfake videolar, yerel halk arasında gerilimi artırarak yardım çalışmalarını aksatıyor. Lomax, "Bu sadece bir bölge sorunu değil; küresel bir kriz. Mülteciler dünyanın her yerinde benzer saldırılarla karşı karşıya" dedi.
Avrupa'da da YZ destekli dezenformasyon, göçmen karşıtı söylemleri besliyor. Özellikle seçim dönemlerinde, mültecilerin suç işlediğini gösteren sahte görüntüler siyasi partiler tarafından kullanılıyor. AB, bu tehdide karşı Dijital Hizmetler Yasası ile sosyal medya platformlarını denetlemeye çalışsa da, uygulamada zorluklar yaşanıyor. Afrika'da ise, mültecilerin salgın hastalık yaydığı veya terörist olduğu yönündeki yalan haberler, insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını tehlikeye atıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir güvenlik ve dış politika meselesidir. Türkiye, dünyadaki en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken (yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli), YZ destekli dezenformasyon, toplumsal kabulü zedeleyebilir ve iç güvenlik risklerini artırabilir. Özellikle sosyal medyada yayılan deepfake içerikler, mülteci karşıtı duyguları körükleyerek toplumsal huzursuzluğa yol açabilir. Türkiye, BM'nin çağrısına uygun olarak, dijital okuryazarlık eğitimlerini artırmalı ve dezenformasyonla mücadelede uluslararası işbirliğini güçlendirmelidir. Ayrıca, mülteci politikalarının bu yeni tehditlere karşı güncellenmesi, hem insani yardım etkinliği hem de ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahiptir.