Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilen bağımsız uzmanlardan oluşan İşgal Altındaki Filistin Toprakları Soruşturma Komisyonu, Gazze'de ilan edilen ateşkesin İsrail'in soykırım fiillerini durdurmadığı sonucuna vardı. Komisyonun bulguları, mağdurlar ve yakınları için adalet arayışında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcıları veya diğer yargı mercileri tarafından kullanılabilecek. Rapor, ateşkese rağmen İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının ve kısıtlamalarının soykırım teşkil eden eylemlerini sürdürdüğünü ortaya koyuyor.
Komisyonun Bulguları ve Hukuki Dayanak
BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Soruşturma Komisyonu, 2021 yılında BM İnsan Hakları Konseyi tarafından oluşturulan ve sürekli bir soruşturma yürüten bir organdır. Komisyon, İsrail'in Gazze'de işlediği iddia edilen soykırım fiillerini uluslararası hukuk çerçevesinde değerlendirdi. Uzmanlar, soykırım suçunun unsurlarının (belirli bir gruba yönelik kasıtlı eylemler) ateşkes döneminde de devam ettiğini belirtti. Bulgular arasında sivil kayıplar, altyapının tahribi, insani yardımların engellenmesi ve yerinden edilme gibi konular yer alıyor.
Komisyon, ateşkesin ilan edilmesinin, İsrail'in Gazze'deki fiillerinin hukuki niteliğini değiştirmediğini vurguladı. Raporda, soykırım suçunun sadece doğrudan öldürme eylemlerini değil, aynı zamanda yaşam koşullarını kasıtlı olarak ağırlaştırma, doğumları engelleme ve grubun varlığını tehdit eden diğer eylemleri de kapsadığı hatırlatıldı. Uzmanlar, Gazze'deki yıkımın boyutunun ve sistematik doğasının, soykırım kastının göstergesi olabileceğini ifade etti. Komisyonun raporu, tanık ifadeleri, uydu görüntüleri, saha araştırmaları ve tıbbi raporlar gibi çeşitli delillere dayanıyor.
Bu bulgular, UCM savcılığı ve ulusal yargı organları için önemli bir delil kaynağı oluşturuyor. UCM, 2021'den bu yana İsrail ve Filistin topraklarında işlenen suçlar üzerinde yargı yetkisini kullanıyor. Komisyonun raporu, savcıların soykırım suçlamasıyla ilgili soruşturma açmasını kolaylaştırabilir. Ayrıca, bazı ülkelerin evrensel yargı yetkisi çerçevesinde İsrailli yetkililer hakkında soruşturma başlatmasına zemin hazırlayabilir. Ancak, İsrail'in UCM'ye taraf olmaması ve ABD gibi müttefiklerinin tutumu, yargı süreçlerinin önündeki siyasi engeller olarak duruyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bağlam
Rapor, Gazze'deki insani krizin derinleştiği bir dönemde yayımlandı. Ateşkes anlaşması, kısa süreli bir sükunet sağlasa da, insani yardımların ulaştırılmasında ve temel hizmetlerin yeniden tesisi konusunda önemli sorunlar devam ediyor. BM yetkilileri, Gazze nüfusunun büyük bir kısmının yerinden edilmiş durumda olduğunu ve gıda, su, sağlık hizmetlerine erişimin ciddi şekilde kısıtlandığını bildiriyor. Komisyonun raporu, ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmediğini ve İsrail'in uygulamalarının soykırım niteliğini koruduğunu ortaya koyuyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, raporun soykırım suçunun tespiti için önemli bir adım olduğunu ancak nihai kararın mahkemelere ait olduğunu belirtiyor. UCM savcılığı, daha önce İsrail ve Hamas yetkilileri hakkında potansiyel suçlar konusunda ön inceleme başlatmıştı. Komisyonun bulguları, bu süreçte savcıların elini güçlendirebilir. Öte yandan, İsrail hükümeti BM komisyonunu uzun süredir taraflı olmakla suçluyor ve raporları tanımıyor. İsrail, BM kurumlarıyla işbirliğini askıya almış durumda.
Rapor, aynı zamanda Gazze'deki sivil kayıpların boyutuna ilişkin bağımsız bir değerlendirme sunuyor. Komisyon, Filistinli mağdurların ifadelerine ve sahadaki delillere dayanarak, İsrail'in uluslararası insancıl hukuku ve insan hakları hukukunu ihlal ettiğini tespit etti. Bu ihlaller arasında ayrım gözetmeme, orantısız güç kullanımı ve sivillerin korunması yükümlülüğünün ihlali yer alıyor. Uzmanlar, bu eylemlerin soykırım suçunun maddi unsurlarını oluşturabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM komisyonunun raporu, Türkiye'nin Filistin politikası açısından önemli bir referans noktası oluşturuyor. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini soykırım olarak nitelendiren ve UCM'deki süreçleri destekleyen ülkeler arasında yer alıyor. Rapor, Türkiye'nin uluslararası platformlarda dile getirdiği iddialara hukuki dayanak sağlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için yürüttüğü diplomasiye katkı sunabilir. Ancak, raporun bağlayıcılığı olmadığı ve İsrail'in tutumunu değiştirmesinin zor olduğu göz önüne alındığında, somut sonuç alınması zaman alabilir. Türkiye, insani yardımların artırılması ve kalıcı ateşkesin sağlanması için çabalarını sürdürecektir.