Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, ABD yönetiminin göçmenleri kendi ülkeleri yerine üçüncü ülkelere sınır dışı etme politikasının insan hakları ihlallerine yol açtığı ve ölümcül sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Konuya ilişkin hazırlanan raporda, söz konusu uygulamanın derhal durdurulması çağrısı yapıldı. Raporda, "Göçmenleri gelmedikleri ülkelere göndermek ölümcül sonuçlar doğurabilir ve durdurulmalıdır" ifadelerine yer verildi. BM uzmanları, binlerce göçmenin ABD'den üçüncü ülkelere sınır dışı edilmesinin "bir dizi insan hakları ihlaline" neden olduğunu belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin göçmen politikaları, özellikle son yıllarda sertleşerek devam ediyor. Eski Başkan Donald Trump döneminde başlatılan ve halefi Joe Biden yönetiminde de çeşitli biçimlerde sürdürülen uygulamalar kapsamında, sığınmacılar ve düzensiz göçmenler bazen kendi ülkelerine değil, Meksika, Guatemala, Honduras gibi üçüncü ülkelere gönderiliyor. Bu politikalar, Göçmen Koruma Protokolleri (MPP) ve 42. Madde gibi düzenlemelerle hayata geçirildi. Eleştirmenler, bu tür sınır dışı etmelerin uluslararası hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu savunuyor. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, söz konusu uygulamaların mültecilerin geri gönderilmemesi (non-refoulement) ilkesini ihlal ettiğini vurguluyor. Özellikle, göçmenlerin gönderildikleri ülkelerde güvenlik riski, işkence veya zulümle karşılaşma olasılığı bulunuyor. Rapor, bu tür eylemlerin "ölümcül" olabileceğini ve acilen son verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin üçüncü ülkelere sınır dışı etme politikası, yalnızca göçmenlerin haklarını değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Meksika ve Orta Amerika ülkeleri, artan göç yüküyle mücadele ederken, bu ülkelerin sınırlı kaynakları ve zayıf altyapıları nedeniyle göçmenler kötü koşullarda yaşamaya mahkûm ediliyor. Ayrıca, bu uygulamalar ABD'nin uluslararası itibarını zedeliyor ve müttefikleriyle ilişkilerinde gerilim yaratıyor. Küresel ölçekte ise, göçmen hakları konusunda evrensel standartların erozyona uğraması riski taşıyor. BM uzmanlarının uyarısı, diğer ülkelerin de benzer politikalar benimsemesine yol açabilir. İnsan hakları örgütleri, ABD'nin bu politikalarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve evrensel yargı yetkisine sahip mahkemeler önünde hesap verebilir olduğunu belirtiyor. Öte yandan, göçmenlerin gönderildikleri ülkelerde karşılaştıkları kötü muamele, işkence ve ölüm vakaları, uluslararası toplumun acil müdahale çağrılarını artırıyor. Bu gelişmeler, küresel göç yönetişiminin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin üçüncü ülkelere sınır dışı etme politikası, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de, küresel göç dinamikleri ve insan hakları rejimi açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla düzensiz göçmenlerin transit güzergâhında yer alıyor ve son yıllarda Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göç yüküyle karşı karşıya. ABD'nin uygulamaları, uluslararası hukukta geri göndermeme ilkesinin zayıflamasına yol açarsa, bu durum Türkiye'nin kendi göç politikalarını ve mülteci haklarını nasıl yönettiği konusunda da tartışmaları beraberinde getirebilir. Ayrıca, Türkiye-ABD ilişkilerinde insan hakları ve göç konuları halihazırda gergin bir gündem maddesi. BM raporu, Türkiye'nin uluslararası arenada insan hakları savunucusu rolünü pekiştirmesi için bir fırsat sunarken, aynı zamanda kendi sınır dışı uygulamalarına yönelik eleştirileri de beraberinde getirebilir. Türkiye, göç yönetiminde insan hakları standartlarına uyumu artırarak küresel göç krizine yapıcı katkı sağlayabilir.