BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana süren iç savaşın, silahlı grupların ve sivil işbirlikçilerinin ülke kaynaklarını yağmalamasıyla 'kendi kendini besleyen' bir savaş ekonomisine dönüştüğünü açıkladı. OHCHR, çatışmanın taraflarına ve Sudan emtialarının değer zincirinde yer alan şirketlere uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısı yaptı. Rapora göre, savaşın finansmanı büyük ölçüde altın, silah ve petrol kaçakçılığı ile tarım ürünlerinin kontrolünden sağlanıyor.
Savaş Ekonomisinin Anatomisi
BM raporu, Sudan’daki çatışmanın tarafları olan Sudan Silahlı Kuvvetleri (SAF) ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) ile bunlara bağlı milis gruplarının, savaşı finanse etmek için ülkenin doğal kaynaklarını sistematik olarak yağmaladığını ortaya koyuyor. Özellikle Darfur ve Kordofan bölgelerindeki altın madenleri, silah ve petrol ticaretinin ana kaynağı haline geldi. OHCHR, 'Bu savaş ekonomisi, çatışmanın her iki tarafına da sürekli bir gelir akışı sağlayarak barış çabalarını baltalıyor' ifadelerini kullandı.
Rapor, ayrıca Sudan’da insani durumun vahim boyutlara ulaştığına dikkat çekiyor. 25 milyondan fazla insanın acil gıda yardımına ihtiyaç duyduğu ülkede, 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi. OHCHR, sivil halkın sistematik şiddete maruz kaldığını, kadınlara yönelik cinsel saldırıların yaygın olduğunu ve sağlık merkezlerinin savaşın taraflarınca hedef alındığını belirtiyor.
Küresel Boyut ve Mevcut Durum
Sudan’daki savaş ekonomisi, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel ve küresel ölçekte de yankı buluyor. BM, Sudan altınının büyük bir kısmının Birleşik Arap Emirlikleri üzerinden yasadışı yollarla uluslararası pazara sürüldüğünü tespit etti. Ayrıca, çatışmanın başlangıcından bu yana Sudan’a yapılan dış yardımların azaldığı, bunun yerine savaşan tarafların yabancı aktörlerden silah ve maddi destek aldığı belirtiliyor. Rusya’nın paralı asker grubu Wagner’in RSF’ye destek verdiği, bunun yanı sıra bazı Arap ülkelerinin de çatışmanın içinde olduğu iddia ediliyor.
Uluslararası toplum, Sudan’daki insani krize müdahalede yetersiz kalıyor. BM, 2024 yılı için 2,7 milyar dolarlık insani yardım çağrısında bulunmasına rağmen, fonların yalnızca %30’u toplanabildi. OHCHR, 'Çatışmanın sürmesi, Sudan halkı için felaket anlamına geliyor. Savaş ekonomisi kırılmadıkça barış mümkün değil' uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sudan’daki çatışma, Türkiye’nin Doğu Afrika ve Kızıldeniz’deki stratejik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Sudan’da 2019 öncesinde önemli yatırımlar yapmış, askeri eğitim anlaşmaları imzalamıştı. Ancak savaşın başlamasıyla bu bağlar zayıfladı. Sudan’ın istikrarsızlığı, Türkiye’nin Somali’deki askeri varlığı ve Kızıldeniz’deki deniz güvenliği açısından risk oluşturuyor. Ayrıca, Sudan altınının yasadışı ticareti bölgesel güvenliği tehdit ederken, Türkiye’nin doğrudan etkilenmemek için diplomatik girişimlerini artırması bekleniyor. Türkiye, hem SAF hem de RSF ile ilişkilerini dengelemeye çalışsa da, kalıcı çözüm için BM ve Afrika Birliği öncülüğündeki barış sürecine destek vermesi hayati önem taşıyor.