Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yürütülen bir soruşturma, İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarında doğrudan yer aldığını ve bu saldırıları koruma altına aldığını ortaya koydu. Cenevre merkezli BM İnsan Hakları Konseyi bünyesindeki soruşturma komisyonu, 9 Haziran Salı günü yayımladığı raporda, İsrail makamlarının yerleşimci şiddetini teşvik ettiğini, bu şiddet olayları sırasında Filistinlilerin öldürüldüğünü, yaralandığını ve yerlerinden edildiğini belirtti. Raporda, İsrail askerlerinin yerleşimcilere aktif destek sağladığı, saldırı anlarında müdahale etmeyerek veya doğrudan katılarak Filistinlilerin can ve mal güvenliğini ihlal ettiği vurgulandı. BM raporu, uluslararası toplumda İsrail'in işgal politikalarına yönelik eleştirileri yeniden alevlendirdi.
Yerleşimci şiddeti ve İsrail'in sorumluluğu
BM raporu, İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin sistematik bir boyut kazandığına dikkat çekiyor. Rapora göre, İsrail güvenlik güçleri yerleşimcilerin Filistinli sivillere yönelik saldırılarına müdahale etmek yerine, çoğu zaman bu saldırıları kolaylaştırıyor veya doğrudan katılıyor. Özellikle 7 Ekim 2023 sonrası dönemde yerleşimci saldırılarının arttığı belirtilen raporda, 2023 yılı boyunca Batı Şeria'da 1,200'den fazla Filistinlinin yerleşimci şiddeti nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığı kaydediliyor. Raporda ayrıca, İsrail Ordusu'nun yerleşimcilerin zeytin ağaçlarını kesmesi, tarım arazilerine zarar vermesi ve Filistin köylerine baskın düzenlemesi gibi eylemlerde göz yumduğu hatta lojistik destek sağladığı ifade ediliyor. BM soruşturmacıları, bu durumun uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu ve İsrail'in işgal altındaki topraklarda insani yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurguluyor.
Uluslararası toplumun tepkisi ve bölgesel yansımalar
BM raporu, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, İsrail'in bu politikalarının iki devletli çözümü daha da imkansız hale getirdiğini savunuyor. Avrupa Birliği, raporda yer alan bulguları endişeyle karşıladığını açıklarken, ABD yönetimi ise rapora temkinli yaklaştı. Bölgesel düzeyde, Filistin yönetimi raporu memnuniyetle karşılarken, İsrail hükümeti raporu 'tek taraflı ve önyargılı' olarak nitelendirdi ve reddetti. Raporda, İsrail'in yerleşimci şiddetini teşvik etmesinin sadece Filistinlilerin haklarını ihlal etmekle kalmadığı, aynı zamanda bölgedeki istikrarı da ciddi şekilde tehdit ettiği belirtiliyor. Uzmanlar, İsrail'in bu tutumunun, Filistin topraklarının fiilen ilhakına yönelik adımlar olarak değerlendirilebileceği uyarısında bulunuyor. BM raporu, konunun İnsan Hakları Konseyi'nde daha geniş kapsamlı ele alınması için de bir zemin hazırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destek ve İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarına yönelik süregelen eleştirileriyle BM raporunu önemli bir belge olarak değerlendirebilir. Bu rapor, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistinlilerin haklarını savunurken elini güçlendirecek somut bir kanıt niteliği taşıyor. Ayrıca Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, bu tür raporların Ankara'nın diplomatik dengeleri gözetme stratejisini etkileyebileceği düşünülebilir. Bölgesel istikrar açısından, yerleşimci şiddetinin artması Türkiye'nin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz ve Ortadoğu denkleminde yeni gerilimlere yol açma potansiyeli taşıyor.