Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından hazırlanan bir raporda, İsrail ordusunun 2023 yılında Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da 73 Filistinli çocuğu kafalarından vurarak öldürdüğü belirtildi. Raporda, bu çocukların ateş hatlarında olmadığı ve kasıtlı olarak hedef alındığı iddia ediliyor. İsrail hükümeti ise raporu reddederek, ordunun uluslararası hukuka uygun hareket ettiğini savunuyor. BM raporu, İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik şiddetini ayrıntılı bir şekilde belgeliyor ve uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırıyor.
Gelişmenin arka planı
BM raporu, İsrail-Filistin çatışmasının son dönemde tırmandığı bir ortamda yayımlandı. Raporda, 2023 yılı boyunca İsrail güçlerinin Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da düzenlediği operasyonlarda 73 Filistinli çocuğun kafalarından vurulduğu tespit edildi. Bu çocukların çoğunun 12-17 yaş aralığında olduğu ve olayların çoğunlukla protestolar sırasında veya evlerinde meydana geldiği ifade ediliyor. Raporda ayrıca, İsrail askerlerinin kullandığı keskin nişancı tüfeklerinin bu tür ölümlere neden olduğu belirtiliyor. İsrail ordusu ise bu iddiaları 'asılsız' olarak nitelendiriyor ve raporun, Hamas'ın propagandasını yansıttığını ileri sürüyor.
BM raporu, 2023 yılında hayatını kaybeden Filistinli çocukların sayısının önceki yıllara göre arttığına dikkat çekiyor. 2022 yılında bu sayı 15 iken, 2023'te 73'e yükselmiş durumda. Raporda, İsrail'in çocuklara yönelik şiddetinin sistematik bir hal aldığı ve uluslararası hukukun ihlal edildiği vurgulanıyor. Özellikle, çocukların kafa bölgesinden vurulması, bu saldırıların hedef gözetilerek yapıldığına dair güçlü bir kanıt olarak sunuluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
BM raporu, Filistin-İsrail çatışmasının bölgesel ve küresel yansımaları açısından büyük önem taşıyor. Raporda, İsrail'in uluslararası toplum tarafından defalarca uyarılmasına rağmen Filistinli sivillere yönelik saldırılarını sürdürdüğü belirtiliyor. Birçok ülke ve insan hakları örgütü, raporu kınayarak İsrail'e yaptırım uygulanması çağrısında bulundu. ABD ise raporu 'tek taraflı' olarak nitelendirerek İsrail'i savunmaya devam etti. Bu durum, uluslararası toplumda İsrail'e yönelik artan eleştirilere rağmen ABD'nin tutumunun belirleyici olduğunu gösteriyor.
Rapor, aynı zamanda Arap ülkeleri ve İslam dünyasında büyük tepki topladı. Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, İsrail'i kınayarak Filistinli çocukların korunması için derhal harekete geçilmesi çağrısında bulundu. İran ve Türkiye ise raporu daha güçlü bir dille eleştirdi. İsrail ise bu tepkilere karşı, raporun Hamas'ın bir propagandası olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını belirterek, BM İnsan Hakları Konseyi'ni taraflı olmakla suçladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu rapor, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği bir kez daha gündeme taşıyor. Türkiye, BM kararlarını ve uluslararası hukuku referans alarak İsrail'e yönelik eleştirilerini artırmış durumda. Rapordaki bulgular, Türkiye'nin İsrail ile olan ilişkilerinde insan hakları ve çocuk koruma konularını önceliklendirmesine zemin hazırlıyor. Ayrıca, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak Filistin meselesindeki tutumu, hem iç kamuoyunda hem de İslam dünyasında meşruiyetini güçlendirebilir. Ancak, Türkiye'nin bu rapora resmi tepkisi ve uluslararası platformlardaki girişimleri, İsrail ile olası bir diplomatik krizi de beraberinde getirebilir.