Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) tarafından yayınlanan yeni bir rapor, küresel HIV mücadelesinin 'şimdiye kadar görülen en büyük fırtına' ile karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Rapora göre, benzeri görülmemiş boyuttaki yardım kesintileri nedeniyle 2025 yılında AIDS'e bağlı ölümlerin sayısı, salgını sona erdirmek için belirlenen küresel hedefin iki katından fazla olacak. UNAIDS İcra Direktörü Winnie Byanyima, mevcut durumu 'küresel dayanışmanın çöküşü' olarak nitelendirerek, acil eylem çağrısında bulundu.
Küresel Yardım Kesintileri ve Etkileri
Rapor, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok donör ülkenin HIV/AIDS programlarına yönelik finansmanı önemli ölçüde azalttığını gösteriyor. ABD'nin PEPFAR (Başkanın AIDS'e Karşı Acil Yardım Planı) programına yaptığı katkıların azalması, özellikle Sahra Altı Afrika'da ciddi ilaç sıkıntılarına yol açtı. Rapora göre, 2025 yılında antiretroviral tedaviye erişemeyen kişi sayısının 10 milyonu aşması bekleniyor. Bu durum, sadece mevcut hastaların ölüm riskini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni enfeksiyonların da önlenememesine neden oluyor. UNAIDS, finansman açığının kapatılmaması halinde 2025 yılında 1,5 milyon kişinin AIDS nedeniyle hayatını kaybedebileceğini tahmin ediyor.
Kesintilerin en ağır etkileri, dünyadaki HIV vakalarının çoğunluğunu oluşturan düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor. Bu ülkeler, antiretroviral ilaçların yanı sıra korunma ve test hizmetlerini sürdürmekte zorlanıyor. Raporda, özellikle kadınlar ve kız çocuklarının bu süreçten orantısız şekilde etkilendiği vurgulanıyor. Cinsiyet eşitsizliği, kız çocuklarının okula devam edememesi ve artan yoksulluk, HIV'in yayılmasını hızlandıran faktörler arasında sıralanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rapordaki veriler, HIV/AIDS salgınıyla mücadelede kaydedilen on yıllık ilerlemenin büyük ölçüde geri döndüğünü gösteriyor. 2010-2020 arasında AIDS ölümleri %50'den fazla azalmışken, yardım kesintileri bu başarıyı tehdit ediyor. Doğu Avrupa ve Orta Asya'da yeni HIV enfeksiyonları 2010'dan bu yana %40 arttı ve bu bölgelerde damgalanma ve ayrımcılık nedeniyle tedaviye erişim daha da zorlaştı. Ayrıca, küresel çapta tüberküloz ve hepatit gibi diğer bulaşıcı hastalıklarla mücadele de HIV finansmanındaki azalmadan etkileniyor. UNAIDS, acil olarak 29 milyar dolarlık bir fon ihtiyacı olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, HIV/AIDS ile mücadelede kendi ulusal programını yürütmekle birlikte, küresel yardım kesintilerinin dolaylı etkilerinden muaf değil. Özellikle Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerdeki çatışmalar ve mülteci akınları, HIV gibi bulaşıcı hastalıkların yayılma riskini artırıyor. Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde, sınır ötesi sağlık tehditlerine karşı önlem almalıdır. Ayrıca, küresel fonların azalması, Türkiye'nin kendi sağlık sistemine daha fazla yatırım yapmasını ve bölgesel işbirliklerini güçlendirmesini gerektiriyor. Bu durum, Türk dış politikasında sağlık diplomasisinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.