Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Amina Mohammed, dünyanın önde gelen ekonomilerinin liderlerinin Pasifik'teki bir atole ayak basarak rekor seviyeye ulaşan deniz yükselmesinin gerçekliğini bizzat görmeleri gerektiğini söyledi. Mohammed, Pazartesi günü Palau'da yaptığı açıklamada, geçen hafta Nepal'de meydana gelen ve ölümcül sel felaketinin iklim krizinin yıkıcı etkilerini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirterek, Pasifik'teki deniz seviyesi artışının acil eylem gerektirdiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Amina Mohammed, Palau'nun başkenti Koror'da düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, dünya liderlerini Pasifik atollerini ziyaret etmeye davet etti. Mohammed, "Liderler bir atole gelip deniz seviyesinin yükselişini kendi gözleriyle görmeli" diyerek, bu deneyimin iklim politikalarına yön vermesi gerektiğini ifade etti. BM yetkilisi, geçen hafta Nepal'de yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği sel felaketine atıfta bulunarak, iklim değişikliğinin artık dünyanın her köşesinde hissedildiğini belirtti. Nepal'deki sel, muson yağışlarının beklenenden çok daha şiddetli olması sonucu meydana gelmiş ve altyapıyı ciddi şekilde tahrip etmişti.
Mohammed, Pasifik'teki deniz seviyesi yükselişinin kayıt altına alınan en yüksek seviyelere ulaştığını ve bu durumun ada ülkeleri için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu dile getirdi. Bilimsel veriler, son on yılda deniz seviyesinin küresel ortalamada yılda yaklaşık 4,5 milimetre arttığını, ancak Pasifik'te bu oranın yer yer iki katına çıktığını gösteriyor. Bu hız, düşük rakımlı atollerin önümüzdeki 30-40 yıl içinde yaşanmaz hale gelebileceği anlamına geliyor. Mohammed, uluslararası toplumun sera gazı emisyonlarını azaltma ve iklime uyum fonlarını artırma konusunda daha cesur adımlar atması gerektiğini söyledi.
BM yetkilisi, özellikle G20 ülkelerinin liderlerine seslenerek, "Sadece raporları okumakla kalmayın, gelin ve görün" çağrısında bulundu. Mohammed, Pasifik ada ülkelerinin iklim değişikliğinden en az sorumlu olmalarına rağmen en ağır bedeli ödediklerini vurguladı. Bu ülkelerin karbon ayak izi küresel toplamın yüzde 1'inden azken, deniz seviyesi artışı, tuzlanma ve aşırı hava olayları nedeniyle ekonomileri ve kültürleri yok olma riskiyle karşı karşıya.
Bölgesel ve küresel boyut
Pasifik ada ülkeleri, uzun süredir iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerine karşı mücadele ediyor. Tuvalu, Kiribati, Marshall Adaları ve Palau gibi ülkeler, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle topraklarının büyük bir kısmını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu ülkeler, uluslararası arenada iklim adaleti çağrılarını yükseltiyor ve gelişmiş ülkelerden daha fazla mali destek ve teknoloji transferi talep ediyor. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında yürütülen müzakerelerde, kayıp ve zarar mekanizmasının güçlendirilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, Pasifik'teki deniz seviyesi artışının sadece ada ülkelerini değil, aynı zamanda küresel güvenlik ve ekonomiyi de tehdit ettiğini belirtiyor. Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı kentlerinde yaşayan milyonlarca insanı yerinden edebilir ve tarım arazilerinin tuzlanmasına yol açarak gıda güvenliğini riske atabilir. Ayrıca, bu durum göç dalgalarını tetikleyerek bölgesel istikrarsızlığa neden olabilir. BM, iklim değişikliğiyle mücadelede küresel işbirliğinin hayati olduğunu vurguluyor ve özellikle büyük ekonomilerin emisyon azaltma taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini hatırlatıyor.
Önümüzdeki Kasım ayında düzenlenecek COP toplantısında, ülkelerin yeni iklim hedeflerini açıklaması bekleniyor. Pasifik ülkeleri, bu zirvede deniz seviyesi artışına özel bir oturum ayrılmasını ve somut adımlar atılmasını talep ediyor. Amina Mohammed'in çağrısı, uluslararası toplumun dikkatini bir kez daha iklim krizinin aciliyetine çekmeyi amaçlıyor. Ancak, liderlerin bu çağrıya ne kadar kulak vereceği belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında deniz seviyesi yükselmesinden doğrudan etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. İstanbul ve İzmir gibi büyük kıyı kentleri, artan deniz seviyesi ve aşırı hava olaylarına karşı savunmasız. Ayrıca, Türkiye iklim değişikliğiyle mücadelede Paris Anlaşması'na taraf olarak emisyon azaltma taahhüdünde bulundu. Pasifik'teki gelişmeler, küresel iklim politikalarının seyrini etkileyerek Türkiye'nin de uyum stratejilerini gözden geçirmesini gerektirebilir. Türkiye, iklim finansmanı ve teknoloji transferi konularında uluslararası işbirliğine açık olmalı.