Malezya'nın güneyindeki Johor eyaletine bağlı Yong Peng'de yaşayan 68 yaşındaki küçük işletme sahibi Chung Kee Wa, hava ısındığında petrol palmiyesi plantasyonunu nasıl yönettiğini değiştiriyor. Üç yaşından küçük palmiyelerin gölgesi yetersiz olduğu için bu ağaçlara sabahın erken saatlerinde ve akşamları bakıyor; pestisit püskürtüyor, gübre uyguluyor. Chung, artan sıcaklıkların geleneksel çalışma saatlerini sürdürülemez hale getirdiğini söylüyor. Onun bu deneyimi, Güneydoğu Asya genelinde milyonlarca açık hava işçisinin karşı karşıya olduğu bir gerçeği yansıtıyor: aşırı sıcaklık koşullarında çalışanları koruyacak yasal ve kurumsal güvenlik ağları büyük ölçüde eksik.
Artan Sıcaklıklar ve Yetersiz Koruma
Güneydoğu Asya, son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle rekor düzeyde sıcaklık dalgalarıyla karşılaşıyor. Tayland, Vietnam, Filipinler ve Malezya gibi ülkelerde termometreler 40 dereceyi aşarken, nem oranının yüksekliği hissedilen sıcaklığı daha da artırıyor. Bu koşullar özellikle tarım, inşaat, ulaşım ve balıkçılık gibi sektörlerde çalışan milyonlarca insan için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Isı çarpması, dehidrasyon, böbrek yetmezliği ve kalp rahatsızlıkları gibi sorunlar her yıl binlerce işçiyi etkiliyor.
Ancak bölge ülkelerinin çoğunda işçileri aşırı sıcaktan koruyacak özel düzenlemeler bulunmuyor. Bazı ülkelerde genel iş sağlığı ve güvenliği yasaları var; fakat bunlar sıcaklık stresini açıkça ele almıyor. Örneğin Malezya'da 2023'te yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği (Değişiklik) Yasası, işverenlere risk değerlendirmesi yapma yükümlülüğü getirse de, sıcaklığa özgü sınırlar veya zorunlu dinlenme araları tanımlamıyor. Tayland'da ise yalnızca bazı sektörler için tavsiye niteliğinde kılavuzlar mevcut. Vietnam ve Filipinler'de de benzer boşluklar dikkat çekiyor.
Uzmanlar, iklim krizinin derinleşmesiyle birlikte bu boşluğun daha da kritik hale geldiğini vurguluyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 2023 raporuna göre, 2030 yılına kadar dünya genelinde 2,4 milyar işçinin aşırı sıcaklığa maruz kalacağı tahmin ediliyor. Güneydoğu Asya, bu etkinin en yoğun yaşanacağı bölgelerden biri.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Aşırı sıcaklık, yalnızca işçi sağlığı değil aynı zamanda ekonomik verimlilik ve gıda güvenliği açısından da tehdit oluşturuyor. Tarım sektöründe çalışma saatlerinin kısıtlanması, üretim kayıplarına yol açarak bölge ekonomilerini olumsuz etkileyebilir. Özellikle pirinç, palmiye yağı ve kauçuk gibi ihracat ürünlerinde verim düşüşü bekleniyor. Bu durum, Güneydoğu Asya'nın küresel tedarik zincirindeki rolünü de sarsabilir.
Diğer yandan, sıcaklık kaynaklı iş kazaları ve sağlık harcamaları, savunmasız kesimlerin üzerindeki yükü artırıyor. Kayıt dışı çalışanlar, göçmen işçiler ve kadınlar, koruyucu düzenlemelerden en az yararlanan gruplar arasında. Sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, hükümetleri acil eylem planları hazırlamaya çağırıyor. Bazı ülkelerde pilot projeler kapsamında erken uyarı sistemleri ve gölgelik alanlar oluşturuluyor; ancak bunlar yetersiz ve dağınık.
Küresel düzeyde ise iklim adaptasyonu finansmanı tartışmaları sürüyor. Gelişmiş ülkelerin, gelişmekte olan ülkelere sıcaklıkla mücadele konusunda mali destek sağlaması gerektiği belirtiliyor. Ancak mevcut taahhütlerin yetersiz olduğu ve somut adımların geciktiği görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle artan sıcaklık dalgalarından doğrudan etkileniyor. Özellikle tarım, inşaat ve turizm sektörlerinde açık havada çalışan milyonlarca işçi bulunuyor. Güneydoğu Asya'daki gelişmeler, Türkiye'nin de benzer yasal boşluklara sahip olduğunu gösteriyor. Mevcut iş sağlığı ve güvenliği mevzuatında sıcaklık stresine yönelik özel düzenlemeler sınırlı. İklim değişikliğinin etkileri arttıkça, Türkiye'nin de acil önlemler alması, işçi sağlığını koruyacak ve ekonomik kayıpları azaltacaktır. Ayrıca, bölgesel işbirliği ve uluslararası finansman mekanizmalarından yararlanmak kritik önem taşıyor.