Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Orta Doğu'da kalıcı barışın ancak Filistinliler için iki devletli çözümle mümkün olabileceğini söyledi. Anadolu Ajansı'nın aktardığı habere göre Guterres, bölgedeki çalkantıların sürdüğü bir dönemde Filistin halkının yaşadığı dramın asla unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Guterres'in Açıklamalarının Arka Planı
BM Genel Sekreteri Guterres'in bu açıklaması, Orta Doğu'da art arda gelen krizlerin gölgesinde yapıldı. Gazze'de aylardır süren çatışmalar, yerinden edilmiş yüz binlerce sivil, insani yardım koridorlarındaki aksamalar ve bölgesel gerilimin İran-İsrail hattına sıçrama riski, uluslararası diplomasinin gündemini belirliyor.
Guterres, Filistin halkının yaşadığı acıların unutulmaması gerektiğini belirtirken, aslında BM'nin yıllardır savunduğu pozisyonu yineledi: 1967 sınırları temelinde, Doğu Kudüs başkentli bağımsız bir Filistin devletinin İsrail ile yan yana yaşaması. Ancak bu kez mesajın zamanlaması, bölgede ateşkes müzakerelerinin tıkandığı, insani krizin derinleştiği bir döneme denk geldi.
BM'nin bu çağrısı ilk kez dile getirilmiyor. 1947'deki BM paylaşım planından Oslo Anlaşmaları'na, Madrid Konferansı'ndan Arap Barış Girişimi'ne kadar onlarca girişim, iki devletli çözümü hayata geçirmeyi amaçladı. Ancak yerleşim birimlerinin genişlemesi, Filistin iç siyasetindeki bölünme ve İsrail hükümetlerinin tutumu, çözümü fiilen imkânsızlaştırdı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İki devletli çözüm tartışması artık sadece Filistin-İsrail meselesi değil; küresel güç dengelerinin bir yansıması. ABD, Avrupa Birliği ve Arap ülkeleri farklı tonlarda da olsa çözümün iki devletli formülden geçtiğini savunuyor. Ancak İsrail'in mevcut hükümeti bu çerçeveye mesafeli. Öte yandan Çin ve Rusya, BM çatısı altında daha aktif rol almak istiyor.
Guterres'in açıklaması, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto tartışmalarını da hatırlatıyor. ABD'nin İsrail lehine kullandığı vetolar, BM'nin etkisini zayıflatırken; Filistin'in tam üyelik başvurusu da bu nedenle tıkandı. BM Genel Kurulu'nda Filistin'e tanınan gözlemci statüsü sembolik kaldı.
Bölgede tansiyonun yükselmesi, enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından da risk oluşturuyor. Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, Süveyş Kanalı trafiğini aksatırken; Doğu Akdeniz'deki doğalgaz rekabeti yeni ittifaklar doğuruyor. Bu tabloda iki devletli çözüm çağrısı, aynı zamanda bölgesel istikrarın anahtarı olarak sunuluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, iki devletli çözümü yıllardır savunuyor ve Filistin davasında diplomatik ağırlığını kullanıyor. Guterres'in açıklaması, Ankara'nın pozisyonunu güçlendiren bir unsur. Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardımları, ateşkes müzakerelerindeki arabuluculuk girişimleri ve İslam İşbirliği Teşkilatı'ndaki aktif rolü, bölgesel denklemde önemli. Öte yandan iki devletli çözümün hayata geçmesi, Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik dengelerini de etkileyecek. Ankara için kritik soru, sürecin somut adımlara dönüşüp dönüşmeyeceği.