Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin onayladığı takvime göre, ‘mavi bereliler’ olarak bilinen BM Barış Gücü askerleri, yıl sonunda savaşın harap ettiği Lübnan'dan çekilmeye başlayacak. Uzmanlar, bu çekilmenin ardından uluslararası gözetim mekanizmasının ortadan kalkmasıyla ülkenin daha da derin bir şiddet sarmalına sürüklenebileceği uyarısında bulunuyor. Lübnan, 1975-1990 iç savaşından bu yana en ağır krizlerinden birini yaşarken, BM misyonunun sona ermesi bölgesel dengeleri de sarsabilir.
Bir misyonun sonu: Mavi bereliler neden çekiliyor?
Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL), 1978 yılından bu yana Lübnan'da konuşlu durumda. Misyonun temel amacı, İsrail-Lübnan sınırında istikrarı sağlamak ve Lübnan hükümetine güvenlik konularında yardımcı olmaktı. Ancak son yıllarda Hizbullah'ın etkisi, siyasi krizler ve ekonomik çöküş, misyonun etkinliğini ciddi şekilde sınırladı. BM Güvenlik Konseyi, misyonun süresini uzatmayı reddederek, bölgedeki değişen dinamiklerin artık geleneksel barış gücü operasyonlarıyla yönetilemeyeceğine karar verdi.
Kararın arkasında yatan temel neden, Lübnan devletinin zayıflaması ve Hizbullah'ın askeri kanadının giderek daha bağımsız hareket etmesi. Mavi bereliler yıllar içinde çeşitli saldırılara hedef oldu; 2006 İsrail-Lübnan Savaşı'nda dört BM gözlemcisi öldürülmüştü. 2024 yılı itibarıyla misyonda görev yapan 10 bine yakın asker, sınır hattında devriye gezmekte ve yerel halka insani yardım sağlamaktaydı. Ancak BM, bütçe kısıtlamaları ve artan güvenlik riskleri nedeniyle misyonu sonlandırma kararı aldı.
Lübnan'da kaosun derinleşmesi: Bölgesel ve küresel boyut
Mavi berelilerin çekilmesi, sadece Lübnan için değil, tüm Orta Doğu için ciddi sonuçlar doğurabilir. İsrail, kuzey sınırında artan bir tehdit algılıyor; Hizbullah'ın füze cephaneliği ve son dönemdeki sınır ötesi saldırıları, tansiyonu yükseltiyor. BM misyonunun ayrılması, İsrail'in 'önleyici operasyon' düzenleme olasılığını artırabilir. Diğer yandan, İran destekli Hizbullah, Lübnan'da güç boşluğunu doldurmaya aday görünüyor; bu da ülkedeki siyasi kutuplaşmayı derinleştirebilir.
Fransa ve İtalya gibi misyona en çok asker sağlayan ülkeler, çekilmeyi ‘kaçınılmaz ama üzücü’ olarak niteliyor. ABD ise İsrail güvenliği açısından endişeli; özellikle Hizbullah'ın kontrol ettiği bölgelerde insan hakları ihlallerinin artabileceği belirtiliyor. Ekonomik kriz, 2019'dan bu yana Lübnan'ı felç etmiş durumda; BM'nin sağladığı temel hizmetlerin kesilmesi, halkın durumunu daha da kötüleştirecek. Arap Birliği ve Avrupa Birliği, alternatif bir uluslararası mekanizma kurulması çağrısı yapıyor, ancak somut adım atılmış değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan, Türkiye için tarihsel ve kültürel bağları olan bir komşu bölge ülkesidir. BM barış gücünün çekilmesi, Lübnan'da istikrarsızlığı artırabilir ve bu da Doğu Akdeniz'deki güç dengesini etkileyebilir. Türkiye, daha önce UNIFIL bünyesinde deniz gücü bulundurmuştu; çekilme sonrası bölgede Hizbullah'ın daha etkin hale gelmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz enerji politikaları ve Lübnan'daki soydaşları açısından risk teşkil edebilir. Ankara’nın, özellikle insani yardım ve diplomatik girişimlerle süreci dengelemeye çalışması beklenir. Ayrıca, Filistin meselesiyle bağlantılı olarak Lübnan’daki gelişmeler, Türkiye’nin bölgesel nüfuz mücadelesinde dikkate alacağı bir unsurdur.