Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in Lübnan'a yönelik askeri operasyonlarının yol açtığı ağır insani kriz nedeniyle yardım çağrısını güncelledi. BM, önümüzdeki altı ay içinde Lübnan'daki sivillere acil yardım ulaştırabilmek için yaklaşık 640 milyon dolara ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Bu miktar, ülkedeki çatışmaların başladığı Ekim 2023'ten bu yana yapılan en büyük yardım çağrısı olarak kayıtlara geçti. İsrail'in Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırıları ve sınır çatışmaları, Güney Lübnan başta olmak üzere yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine neden oldu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), ülkedeki sağlık, barınma, gıda ve su gibi temel ihtiyaçların karşılanması için acil fon sağlanması gerektiğini vurguladı.
Çatışmaların arka planı ve insani boyut
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmalar, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e düzenlediği saldırının ardından başlayan sürecin bir parçası olarak tırmandı. Lübnan sınırında başlayan çatışmalar, İsrail'in Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan hava saldırılarıyla daha geniş bir alana yayıldı. BM verilerine göre, şu ana kadar 100 binden fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Lübnan hükümeti, ülkenin zaten ağır bir ekonomik krizle boğuştuğunu ve bu kadar büyük bir nüfus akışını kaldıracak kapasiteye sahip olmadığını belirtiyor. Sivil savunma ekipleri, saldırılarda en az 50 sivilin hayatını kaybettiğini, yüzlerce kişinin de yaralandığını bildiriyor. BM Dünya Gıda Programı (WFP), bölgede gıda güvensizliğinin arttığını ve acil yardım dağıtımı için lojistik destek sağladığını açıkladı. Sağlık Bakanlığı, hastanelere akın eden yaralılar nedeniyle tıbbi malzeme sıkıntısı yaşandığını rapor etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'daki kriz, sadece ülke sınırları içinde kalmıyor, bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. İran destekli Hizbullah'ın İsrail'e yönelik roket saldırılarına karşılık veren İsrail, bu operasyonlarını genişletebileceği sinyalini verdi. BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan acil toplantılarda, taraflara itidal çağrısı yapılırken, ABD ve Avrupa ülkeleri çatışmanın yayılmaması için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Fransız diplomatlar, Fransa'nın eski sömürge bağları nedeniyle Lübnan'da arabuluculuk rolü üstlenmeye çalıştığını belirtiyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL), İsrail-Lübnan sınırında barışı koruma misyonunu sürdürmeye çalışıyor, ancak artan şiddet nedeniyle hareket kabiliyeti kısıtlanmış durumda. Kriz, Suriye'deki savaştan kaçan mültecileri de yeniden yerinden edebilir; zaten Lübnan, dünyada kişi başına en fazla mülteci barındıran ülke konumunda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmaların tırmanması, Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bir bölgede istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor. Türkiye, BM yardım çağrılarına destek vererek insani yardım kuruluşları aracılığıyla bölgeye lojistik ve maddi yardım sağlayabilir. Ayrıca, Lübnan'daki Türk vatandaşlarının tahliyesi gündeme gelebilir. Ekonomik olarak, Doğu Akdeniz'deki ticaret rotalarının güvenliği tehlikeye girebilir; bu da Türkiye'nin enerji ve ticaret çıkarlarını etkileyebilir. Türkiye, bölgede diplomatik girişimlerde bulunarak tarafları sakinleştirmeye çalışabilir ve NATO müttefikleriyle koordinasyonu artırabilir.